Evinize hoşgeldiniz partisi

Bu komşuluk hakkında kaçıncı yazım bilmiyorum ama bıkmadınız değil mi? 🙂 Bıksanız da yazıcam valla 🙂 Arada siz de yorumlara yaşadığını güzel anılarınızı yazın da millet gaza gelsin☺


Özlemini çektiğimiz komşuluk yazısını okumak için tıklayın.

Şikayet etme, davet et yazısını okumak için tıklayın.

Bebeğiniz ‘Tüm İyi” Olsun yazısını okumak için tıklayın.

Bir tabak kurabiyeyle kurulan dostluk yazısını okumak için tıklayın.


Bugün Türk-Alman komşuluğu ne durumda diye Google’a sorayım dedim. Hayalkırıklığına uğradım. Yapılan bir araştırmaya göre genç Almanlar Türklerle komşuluk yapmak istemiyormuş. Nedenlerini de açıklamışlar. Bu araştırmayı eleştiren bir Alman ise suçu Almanlarda bulduğuna dair bir yazı yazmış. Yazının altında yine bir sürü olumsuz yorum. Tabiki hiçbir zaman sorun tek taraflı değildir. Ama yine de yorumları okurken eleştirenlere hak vermeden edemiyorsunuz. Dört tarafı Türklerle çevrili bir mahallede yaşayan birisi Türklerle yaşadığı tecrübeleri şu şekilde özetlemiş:

-Trafik kurallarına uymama
-Yanlış park etme
-Apartman önünü temizlememe
-Apartmanın önüne çöp poşetleri bırakma
-Gürültü
-Apartman kurallarına uymama
-Sokakları temiz tutmama
-Gecenin 2’sinde balkonda telefonla konuşma
-Gecenin 2’sinde balkondan balkona Türk komşuların muhabbeti
-Komşuları düşünmeme

Abartmış mı? Tabiki hayır:-) Her ne kadar Almanya’da yaşayan Türkler arasında kurallara uyanlar artsa da uymayanların sayısı az değil.
Bu vatandaşın yazdığı problemleri biz de yaşamıyor muyuz? Bizim de gecenin 1’inde sokakta bağıra çağıra misafirlerini uğurlayan ve sesten bebekleri uykudan uyandıran komşularımız var. Annesinin önünde yere çöp atan ve annesi tarafından müdahale edilmeyen tanıdıklarımız var. Var da var..
Mesele burada kültür farklılığı değil. Komşu hakkı. Almanların kuralları diye gördüğümüz bir çok mevzu İslam’da kul hakkında giriyor. Gürültü yapma, rahatsızlık verme, çevreyi pisletme, trafik kurallarına uymayarak tehlike oluşturma..

Aramızda şöyle bir fark var galiba…
Alman toplumu eleştiriden ders çıkartır, biz eleştirene dersini vermeye çalışırız. Haklı da olsa haksız görürüz. Hazmedemez, başlarız “Bu Almanlar var ya bu Almanlar..” diye cümleler kurmaya.

Bir kadın internette bir forumda komşusuyla yaşadığı sıkıntıyı uzun uzun anlatmış. Türk komşusuyla arası bozulan kadın arayı düzeltebilme hususunda tavsiye bekliyor. Bir sürü sıkıntı yaşamışlar. Onlardan biri şu: Alt kattaki Türk komşusunun çocukları kızına bir sopayla vurmuş. Kadın dışarı çıkıp çocukların elinden sopaları alıp böyle tehlikeli şeylerle oynamamalarını söylemiş. Daha sonra anne ve babasına da olayı anlatmışki onlar da dikkat etsin. Aldığı tepki karşısında çok şaşırmış: Senin kızın zaten bir cadı demişler.
Şaşırdık mı? Tabiki hayır:) Çünkü hepimiz çocuklarını savunmak için başkasının çocuğunu suçlayan anneleri yakından tanıyoruz:) Beni etkileyen kadının çabası oldu. Çocukları nedeniyle yaşadıkları onca sıkıntıya rağmen arayı düzeltmenin yollarını arıyor. Yazdığı yazıda sadece Türk çocukları suçlamamış, kendi kızını da suçladığı olayları anlatmış. Ben sadece o kısmı örnek olarak verdim. Hemen ırkçı duygularınız kabarmasın☺

Kısacası, yıllardır yaşadığımız Almanya’da hala topluma paralel yaşıyoruz. Ne kapı komşumuz bizi, ne biz onları tanıyoruz. İhtiyaç da duymuyoruz gerçi! Komşuluk kadar güzel bir ilişkiyi gömüyoruz toprağa.. Ve gittikçe yalnızlaşıyoruz.. Kapımızı çalan bir kişi bile kalmadığında anlıyoruz ne kadar yalnız olduğumuzu.. Alman toplumu bu çöküntüyü çoktan yaşamaya başlamış bile.. Biz de günden güne eriyoruz..

Diğer yazılardan da bildiğiniz gibi komşuluk ilişkilerini önemsiyorum. Komşularımın büyük kısmı tatil nedeniyle iki aydır yoktu. Üniversiteler açılınca hepsi geri döndü. Diğer yazılarda anlatmıştım apartmanda dört öğrenci evi olduğunu. Tatillerde evlerine gidiyor, okullar açılınca geri dönüyorlar. Her dönem yeni öğrenciler taşınıyor evlere. 16 öğrencinin yaşadığı bir binada bazen kendimi öğrenci yurdunda yaşıyor gibi hissediyorum 🙂

Her dönem olduğu gibi bu dönem de öğrencilerle tanışmak için fırsat kolladım. Geçen evimizde bir iftar yemeği düzenleyip bir kısmıyla tanışmış, ardından onlar için noel yemeği düzenleyip kalanlarla tanışmıştık. Her iki yemek sayesinde çok güzel bir ilişki oluştu aramızda.


İftar davetini okumak için tıklayın.
Weihnachten yemeğini okumak için tıklayın.


Bu yemeklere katılanların bir kısmı ayrıldı apartmandan. Yerlerine sekiz yeni öğrenci taşınınca tanışmakta geç kalmak istemedim. Bir de çoğu kız olunca 🙂

Adını ‘Welcome Back’ koyduğum çakma bir parti düzenledim 🙂 Her iki evden de yakından tanıdığım kızlara haber gönderdim. Onlara uyan bir gün ve saati ayarladık. Önceden partinin içeriğini söyledim. Yani pasta yiyip, kahve içeceğimizi. Almanları davet ederken bu önemli biliyorsunuz. Ona göre aç veya tok geliyorlar. Gerçi ben dahil, hepimiz açtık 🙂 Vedalaşırken öğrendim:) Son üç gündür evde olmadığımdan (bu sabah da dahil) beş saatlik vaktimi çocuğu uyutmak, doyurmak, evi temizlemek ve pastayı yapmakla geçirmiştim. Zaten pastanın süsü iki saat sürmüştü 🙂 Yemeği yetiştiremeyince eşime en sevdiğim mesajı gönderdim 🙂 „Evde yemek yok, dışarda yiyip gelirsin.“ Şimdi „Yazıııık“ demeyin. Eşim sever dışarda yemek yemesini. Bazı erkeklerin hobisi galiba bu:)

Bu kez önceden hazırlık yapmaya vaktim olmadığından kızların gelmesine bir saat kala apar topar tabaklarına koymak için bir kart hazırladım. Kızlar bayıldı karta. Gerçi artık alıştılar artık bu kartlara. Bir gün yapmasam ‚Niye yapmadın?’ derler mi acaba 🙂

unknown-3

Kahve, çay eşliğinde pastamızı yedik. Demin bahsettiğim saatlerimi alan pasta da buydu. Şeker hamurlu pasta yapanlar bilir böyle bir pastanın kaç saatte yapıldığını:) Cuma kekini pişirdim, Cumartesi kremasını sürdüm, bugün de üzerindeki yazıları yaptım. Çiçeği ise yine Cumartesi gecesi uykudan fedakarlık yapmam gereken saatlerde yapabildim. Sonunda ortaya böyle birşey çıktı. Chalkboard Cake diyorlar buna. Özelliği ders tahtasına benzemesi.

welcomebackcake

 

İki buçuk saat masabaşı muhabbet ettik. Tanıştık, ortak konulardan konuştuk. Tabi hepsi üniversite öğrencisi olduğu için konu sık sık üniversiteye döndü. Sayelerinde üniversite dönemine dönmüş oldum. Bir zamanlar biz de sınav, dönem ödevi konuşurduk biraraya gelince. Şimdi onlar bu konuları konuşuyor ben oğluma birşeyler yediriyordum. İnsan ne kadar farklı dönemler yaşıyor hayatında..

Kızlardan biri vejeteryan. Kesinlikle et yemiyormuş. Süt, yumurta gibi hayvansal ürünler de yememeye dikkat ediyormuş her ne kadar tamamen uzak duramasa da. Diğer kızlardan biri ‘Ben asla yapamam.’ dedi. O da kıza ‘Asla yapamam diye birşey yok, yapmak istemiyorsan yapmazsın’ dedi. Konu ordan oruca geldi. Vejeteryan kız ‘Aynısı oruç için de geçerli. Bir insan oruç tutmak isterse tutar. Kimse kimseyi yargılayamaz. Bu tamamen inançla alakalı. Bana da sürekli ‘Nasıl yapıyorsun?Çok sağlıksız’ diyorlar ‘ dedi. ‘Aynı bize her sene ‘Nasıl yani su da mı içmiyorsun? Çok sağlıksız’ dedikleri gibi dedim 🙂

unknown-2

Yeni komşularımı da çok sevdim. Gerçi bir kaçı staj ve yurtdışı eğitiminden dolayı bir sonraki dönem olmayacak. Tanışmamızla ayrılmamız bir olacak gibi.

 

unknown

Bir sonraki büyük buluşmamız, aynı zamanda bir kaçıyla veda buluşmamız Weihnachten´de olacak. Kızlar hala geçen seneki yemeği unutamıyormuş. İkisi ‚Bizim evdeki noel yemeği bile burdaki kadar güzel olmadı’ dedi. İnceliklere bayılıyorlar. (Komşuları iftara davet etmenin incelikleri yazısını okumak için tıklayın.)En çok da kutlamadığımız bir bayramda onlar için verdiğimiz uğraşa inanamıyorlar. Hala silmemişler geçmiş davetlerdeki fotoğraları. Birbirlerine gösterdiler bugün. Birisi tekrardan telefonundan Ramazan’da iftar masasına koyduğum oruç hakkında bilgi veren ‚Merkzettel für Nichtmuslime’ yazısını okudu. Diş kirasını bile unutmamışlar. Birisi her biraraya geldiğimizde çektiği fotoğrafları arkadaşına gösteriyormuş. Bugün masada ‚Arkadaşım seninle arkadaş olmak istiyor’ dedi herkes güldü 🙂

Bir sonraki partimizin konusu ‚Raclette’. (Raclett’i bilmeyenler buraya tıklasın.) Henüz evde bir Raclett’imiz yok ama olur da Weihnachten’e kadar alabilirsem bir tane toplanacağız masanın etrafına, bırakacağı önyargılarımızı bir kenara, „Sen farklılıklarınla güzelsin“ diyeceğiz.. Seveceğiz birbirimizi dünyadaki kötü insanlara inat…

Yaşlı komşularımız ne durumda? yazısını okumak için tıklayın.

Tavşan bahane, muhabbet şahane yazısını okumak için tıklayın.

Bu yazı 211 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

2 yorum

  1. Allah C.C. bazı kullarını özel yaratıp diğer insanlar arasına serpiştirmiş. Onlardan birirsiniz. Gelinime ve çocuklarıma sizing sayfanızı tavsiye edip bütün yazılarınızı okumalarını istiyeceğim. Umarım beni kırmazlar.

    Azminiz hiç eksilmesin.Çevrenizdeki insanlara imrendim.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*