14 Ekim anısına! ;)

Dikkat!
Bu yazı geçmişe dair anılarla birlikte organizasyon bilgileri içerir. Organizasyonla ilgilenmeyenler boşuna okuyup vakit kaybetmesin. 🙂

 

Hepimizin hayatında unutamadığı günleri olmuştur.. Okulumuzdan mezun olduğumuz, işe başladığımız, evlendiğimiz, bebeğimizi kucağımıza aldığımız veya bir yakınımızı kaybettiğimiz günler bu günlerin başında yer alır. Düğün günleri beyler için pek birşey ifade eder mi (büyük ihtimalle etmez) bilmiyorum ama biz bayanlar için hatırladıkça mutlu olduğumuz günlerden biridir.. Çünkü “her genç kızın en büyük rüyası gelinlik giymektir” diye iğrenç bir espriyle devam edeyim:) Bu sözü ben hep “Bir genç kızın en büyük korkusu evde kalmaktır” diye algılıyorum 🙂 Bir de niye gelinlik giymek en büyük hayalimiz? Neden profesör veya savcı olmak değil? Veya neden insanlara faydalı bir insan olmak değil? Yani neden gelinlik?:)

Gelinlikçiyle yaşadığımız macerayı toparladığım ‘Bir gelini ikna etme metodları’ yazısını okumak için tıklayın. 

 

Bugün 14 Ekim…

dügün_betulcelikcom

Dört yıl önce yeni bir hayata başladığımız gün..

Meğer böyle günlerin en güzel yönü günün prensesi olmak değil, ailenin ve dostlarının varlığını derinden hissetmenmiş…

Öyle klasik dıdısının dıdısının geldiği bir düğünümüz olmadı.. Neden mi? Çünkü düğünüm yaşadığımız şehre uzaktı 🙂 Yoksa öyle entel, dantel bir düğün düzenleyip davetlileri seçtiğimizden değil:) Düğün uzakta olunca sadece benzin masrafını ve vakit kaybını düşünmeyen çok yakınlarımız geldi:) 3-4 saat uzaktan gelen onlarca vefalı dostlarımız da oldu. Sadece okulda görüştüğüm üniversiteden arkadaşlarım müthiş vefalı çıktı. Hayranım vefalı insanlara.. Kimse Almanlar vefasız demesin.. İlişkileriniz sağlamsa gerisini düşünmeyin 😉

Buruk  bir sevinçle uyandık 14 Ekim’e..

Sonra başladı tatlı telaşlar..
Ne alışagelmiş bir fotoğraf çekimimiz oldu, ne de gelin çıkışı..

Bunları neden yazıyorum?

Tüm yorgunluğunuzun dibe vurduğu düğün gibi bir günde çevrenizin baskısından etkilenmeyin.. O güne kadar ev dizmekten canı çıkan da sizsiniz, o günden sonra haftalarca yorgunluğunuzu atamayacak olan da siz..

Ne makyöze, ne de baş yaptıracak birine ihtiyaç duyduk. Olmazsa olmuyor mu? Öyle bir hale geldikki, düğün adı altında erkek tarafına zulm eder olduk. Adını da “Ödeyecekler tabi. Burda kızımızı veriyoruz.” koyduk.

Sosyal medyadan tanıdığınız ve birçoğunuzun düğün fotoğraflarını çeken Ay-Photo’yla hoş bir fotoğraf çekimi gerçekleştirdik. Kendisiyle yıllardır tanışırız. O zamanlar düğün çekimleri yapmaz ama harika fotoğraflar çekerdi. Ricamız üzerine çekti fotoğraflarımızı. Çok memnun kaldık. Yine öyle alışagelmiş bir çekim değildi 🙂  Kısa sürede bitirdik, o çok çabuk bittiğini düşünse de:) Hava biraz soğuktu. Üşüdük, cafede oturup çay içtik. Hiç kimse yoktu yanımızda. Sağdıçlarımız da rahatsız etmemek için bizi bırakıp gitmişti. Eşim de fotoğraf çekinmekten nefret ettiği için bol bol Ay-Photo ile sohbet etti. Ay Photo’da o sırada şip şak hallediverdi işi:)

img_7010_k

Laylaylom eve geldiğimizde kayınvalidemlerin ve en yakın arkadaşlarımın çoktan geldiğini farkettik. Eve gelmiş oturmuş çay içiyorlardı 🙂 Azıcık telaş yapın yahu 🙂 Bu kadar da rahat olmazki insan:) Sakin bir merasimle vedalaştık orda bulunan herkesle…

Böyle bir günde ağlamamak mümkün mü? O akşam evine geri dönemeyecek olmak insana çok dokunuyor..

Araba hareket edince kalbiniz daha fazla acımaya başlıyor.. Gittikçe gözyaşlarım artıyordu. En yakın arkadaşlarımdan olan sağdıcım “Biz size bir süpriz hazırladık” deyip bir CD açtı. Babam ve annem konuşmaya başladı CD’de. Onları dinlerken gözyaşları sel olup gitti. Ailem ve en yakın arkadaşlarım iki CD hazırlamışlar. Önce tebrik mesajlarını söylüyor, ardından bize bir şarkı hediye ediyorlardı.. Babamın hediye ettiği şarkı Muazzez Abacı’dan “Vazgeçemem” şarkısıydı.. Hala o şarkıyı dinler, babamdan ayrıldığım günü hatırlarım.

Özel şeylere kıymet verdiğimi bilen arkadaşlarım alışagelmemiş bir süprizle bir kez daha şaşırtmışlardı beni. Tabi fikrin sahibi bu konuda usta olunca 😉 (İlk ilginç süprizlerini kınada yapmışlardı)

Düğün salonuna düğünün başladığı saatte varıp gelen misafirleri kapıda karşıladık. Kameraman bile bizden on beş dakika sonra geldi. Bizim toplumun en önemli özelliği tabi bu galiba. Bu gelin ve damat tarafından karşılanma merasimi henüz Türk toplumunda yer edinmemiş:) İçeriye giren misafirler arasında “Aa gelin gelmiş bile”, “Aaa gelin kapıda bekliyor” diyen teyzeler oldu 🙂 En komiği kayınvalidemi öpüp beni tanımadığı için transit geçen teyzelerdi 🙂 Tam eğiliyorsunuz teyze kafayı çevirip gidiyor:) Alman arkadaşlarım ise eşimle karşı karşıya durmamızı tuhaf bulmuşlar 🙂 “Birinizi tebrik edince öbürünüzü tebrik edemiyorduk” dediler.. Zaten amaç da buydu. Herkes hemcinsiyle tokalaşsın istedik.

dügün_Betulcelikcom

Öyle herhangi bir prens-prenses giriş merasimi olmadan gittik masamıza. En son sağdıcımın “Biraz yavaş yürür müsün sen gelinsin” dediğini hatırlıyorum:) Gelin olmanın bile raconu varmış meğer 🙂

Düğünümüzün öyle folklör, mehter takımı gibi ilgiçekici bir yönü yoktu. Hitabetine güvendiğimiz bir tanıdığımız sunuculuk yapıp kısa bir hoşgeldiniz konuşması yapacak, düğünün akışını anlatacaktı. Ardından Mannheimlı kıymetli sanatçılar Muhittin Kemal Temel Kanun, Ali Ungan Ud çalacak, sakin bir ortamda müzik eşliğinde yemek yenecekti. Takı merasimi olmayacak, tebrik etmek isteyen gelin ve damadı tebrik edecek, isterse tebrik kartına mesajını yazıp cam bir vazoya atacaktı. Zaten düğün 3-4 saat sürecekti. Sunucumuza söylemesi gerekenleri yazmıştık. Bir anda metinden kopmuş ve “Bu düğünde öyle bildiğiniz bir takı merasimi olmayacak. Tabi siz şimdi takılarınızı nereye koyacağınızı merak ediyorsunuz. Burda bir masa var. Bu masadaki camın içine atabilirsiniz” dedi 😀 😀 Gülsem mi, ağlasam mı bilemedim:D 😀 O da tabi Türk kültürünü iyi bildiği için insanların takı merasimini soracağını tahmin ettiğinden önceden açıklama yapmıştı. Her ne kadar takı olayları düğünlerin vazgeçilmesi olsa da bizim misafirlerimiz zaten yeterince masraf yapıp uzaktan gelmişlerdi. Ekstradan bir takı olayına girilmesini istemiyorduk. Sırf şu takı olayından dolayı insanların düğünlere gitmediğini iyi biliyoruz.

sekerbüfesi_betulcelikcom

dsc_0082_bildgro%cc%88se-a%cc%88ndern

Organizasyon karşısında şaşkınlığını gizleyemeyen sunucumuz arkadaşlarına “Abi ben böyle bir düğün organizasyonu görmedim. Söyleyeceklerimi bile yazmışlar” demiş 😀 😀 Bir de yazmasaydım neler olurdu acaba 🙂 🙂 🙂

Almanya’da sessiz sakin bir düğün merasimi düzenlemek gerçekten kolay değil. Siz ne kadar direnseniz de düğün salonları yine kendi bildiklerini okuyor ve baştan şartları konuşmanıza rağmen düğün günü kafalarına göre hareket edebiliyorlar.
Biz düğün merasimimizi Laila Düğün Salonu’nda yaptık. Öncesinden oturup dakikalarca tüm şartlar ve talepler konuşuldu. Yetmedi arkasından organizasyon nedeniyle defalarca telefonlaşıldı ve hep ‚Tamam tamam anlaştığımız gibi’ denidi. Ona rağmen düğüne dakikalar kala servis için seçtiğimiz organik meyve suları yerine her düğünde olduğu gibi masalara Coca Cola, Fanta konulmuştu. Değiştirmelerini istediğimizde ise Colayı değiştirip yerine Cola Turka(!) koymuş, Fanta’nın yerine koyacak içecekleri olmadığı için değiştirmemişti. Düğün yemeğinin 17:30 da başlayacağını bilmelerine rağmen yemek servisine yarım saat kala ‚Servise kaçta başlayalım?’ demiş, ‚Anlaştığımız gibi 17:30’da’ dediğimizde ‚O kadar kısa sürede yetiştiremeyiz’ demeyi başarmıştı. Acele ettikleri için tam pişmemiş pilavı servis etmiş, düğün sonunda bu hatayı telafi etmek için 50 kişinin yemeğini ödettirmemişlerdi. Katalogda gösterdikleri düğün pastasını düğünde göremedik bile:) Çok farklı bir pasta geldi. Üstelik süslemesi salonun rengine uyacak sözü vermelerine rağmen. İnsanın kendi düğün pastasını kendi yapamaması ne kötü. Hadi pastaya çok takılmadık, sadece sözlerinde durmamaları sinir bozucuydu. Düğünde herhangi bir saçmalık istemediğimizi söylememize rağmen genç bir garson pastayı getirdikten sonra bıçağı vermemişti. Sağdıç 50 Euro teklif etmesine rağmen, garson sağdıçla tartışır gibi bağırıp çağırıyor “Damadın babasını çağırın” deyip bıçağı vermemekte ısrar ediyordu. O sırada bir misafiriyle sohbete dalan kayınpederim çağrıyı duymadığı için dakikalarca bıçağın gelmesini beklemek zorunda kaldık. Akşam namazı çıkmak üzereydi, olayı farkedenler gerilmişti. Bir an önce pastayı kesip içeri girmek istiyorduk. Genç bir garsonun dengesiz hareketi yüzünden düğün resmen durmuştu. Kayınpederim geldikten sonra verdiği 50 Euro’yla da ikna olmamış “Donatacaksın pastayı bunlarla” demişti. Bir başka garson araya girip, defalarca özür dileyip bıçağı teslim etti. Yani kısaca yaptığımız antlaşma düğüne başlama ve bitiş saati dışında hiçbir şekilde dikkate alınmamış, her düğünde olduğu gibi planlanmıştı. Kamera çekimi de ayrı bir fiyaskoydu. Elimize geçen CD’de görüntüler DVD Video kalitesinde değil, bildiğimiz CD Rom kalitesindeydi. Belki de birçoğumuzun kullandığı Movie Maker’yı kullanmışlardı. Onu ben de kullanmıştım kınamda 🙂

Tabi bunlar dört yıl önce olanlar.. Belki şimdi sektör değişmiştir, salon organizasyon konusunda profesyonelleşmiştir. Veya herkes için bu detaylar önemli olmadığından sistem devam ediyordur.. Son yıllarda Almanya’da da işinin hakkını veren düğün salonları açıldı. Rekabet arttıkça kalite de artacaktır muhakkak.

Kimileri için bu detaylar gereksiz de olsa düğün merasimi düzenliyorsanız organizasyon bu merasimin bir parçası. Ya herşeyi bir organizasyon şirketine veya organizasyonuna güvendiğiniz bir arkadaşınıza emanet edeceksiniz ya da kendiniz organize edeceksiniz. Yoksa oluşabilecek her türlü sıkıntıya hazır olun.

Yazmışken bir de kına gecesi organizasyonunu yazayım:) Organizeyle ilgili çok soru soranlar oluyor.

Kına gecesi organizasyonunu da buradan okuyabilirsiniz.

Neyse yazıyı eleştiriyle değil, süprizlerle bitirelim..

 

Bunlar da düğünün güzel süprizleri.. Belki fikir olur düğün hediyesi hazırlayanlara..

Arkadaş grubumun hazırladığı düğün gazetesi… O zamanlar gazetede çalıştığım için böyle bir hediye hazırlamışlar.

İçinde sevdiğim insanların tebrik mesajları vardı. Tüm mesajlar haber gibi yazılmış 🙂

dügüngazetesi

 

Yine arkadaş grubundan gelen blog logolu mutfak önlüğü…

 

betulcelikcom  betulcelikcom

dsc_00107_bildgro%cc%88se-a%cc%88ndern

 

Bunlar da arkadaşlardan gelen tebrik mesajlı veda gülleri..

dsc_0313_bildgro%cc%88se-a%cc%88ndern

 

 

 

 

Bu yazı 132 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*