Hoşgeldin Hamsa!

Dün Suriyeli kardeş ailelerimizden birinin daha bebeği oldu. Adı Hamsa. Görseniz miniminnacık birşey.. Aslında oğlum da onunla aynı kiloda dünyaya geldi ama nedense çok minik geldi gözüme Hamsa 🙂 Veya ben bizimkinin büyüklüğüne çok alıştım 🙂

Hamsa Almanya’ya sığınan Suriyeli mülteci bir ailenin ilk çocuğu.. Annesini dokuz aydır tanıyorum. Suriye’de mühendislik okumuş. Savaş mağduru genç kadın eşiyle birlikte gelmiş Almanya’ya. Kendisi ders verdiğim mülteci sınıfında öğrencimdi. Kış aylarında incecik bir mantoyla gelirdi derse. Yoktuki başka mantosu. Farkettiğimiz anda hemen temin ettik kendisine bir tane. Öyle zayıf bir bayandıki kilo almadığı için haftalarca hastanede yatmak zorunda kaldı. Kamp şartlarına dayanamayacağı için tez zamanda eve çıkardılar. Çok kilo aldığı söylenemez. En azından bebeğini besleyecek kadar kilo beslenebiliyordu.

Şimdi çok mutlu.. Dokuz ay sonra özlemini çektiği bebişine kavuştu. Doğumu zor geçmiş. Her halinden belli oluyordu ne kadar yorgun olduğu.. Daha fazla yormamak için 10-15 dakika kaldık yanında. Yalnız olmadığını bilmesi için doğum yaptığı gibi gittik yanına.

Annelik duygusunu tadanlar bilir. Bebek doğduktan sonra hastaneye gelen her ziyaretçi anneyi pek bir mutlu eder. Abartılmadığı müddetçe 🙂 Gerçi bizi de doğumdan sonra üç gün içinde yaklaşık otuz kişi ziyaret etmişti ve her birine çok sevinmiştim. Bir otuz kişi daha gelse bir o kadar daha sevinirdim sanırım:)

Biz kadınlar mutluluğumuzu paylaşmasını seviyoruz. Bilhassa o mutluluğumuz bebeğimizse. Belki de sadece bebeğimiz de değil. Duygusallığın tavan yaptı bu günlerde ilgi görmekten, sevildiğimizi hissetmekten hoşlanıyoruz. Bir çok kadın lohusa döneminde kendini yalnız hissediyor, bunalıma giriyor. Aslında sevdiklerimiz ziyaretleriyle bize bu bunalımdan kurtarmış oluyor.

Mülteci kadınların ise böyle bir lüksü yok maalesef. Çevrelerinde mülteci arkadaşlarından başka kimseleri yok. Onların da her zaman herşey ellerinden gelmiyor. Elbette bu kadınlar da zamanla buralarda kendilerine bir çevre edinecek, ihtiyaçlarını kendileri de kolaylıkla giderebilecekler.

Hastane odaları da bizim odalarımıza benzemiyor mülteci annelerin. Doğum yapmış bir annenin odasına girin etrafta en az 3-4 çiçek buketi, paket paket hediyeler görürsünüz. Henüz böyle bir manzaraya rastlamadım mülteci annelerin odalarında. Bugün ziyaret edeceğimiz Hamsa bebeğin de odasının diğerlerinden farklı olmayacağını düşündüğüm için yanımda biraz balon götürdüm. Diğer iki eski öğrencim de yanımdaydı. Birlikte balonları şişirip bebişin yatağına astık. Hediyeleri de masasının üstüne koyduk. En azından azıcık bir moral olur diye düşündük.

Sanmayın mültecilerin bu gariban hayata alışık olduğuna.. Diğerlerini pek tanımasam da Suriyeliler ülkelerinde iyi şartlar altında yaşamış. Şuan yaşadıkları sıkıntıları Suriye’de savaş başladıktan sonra yaşamaya başlamışlar. Şartlar iyi veya kötü olsun, her kadın hoşlanır ilgi görmekten. O yüzden kimse ‚Ne olmuş yani, hediye olsa ne olur olmasa ne olur’ demesin. Heleki erkekler bu konuda hiç konuşmasın 🙂 Doğum yapan kadının halinden doğum yapan kadın anlar:)

Hamsa bebeği gördükten sonra annesine verilen mektubu okuyup tercüme ettik. Türkçe bilen Suriyeliler büyük bir nimet. Onlar olmasa bu kadar olmayacaktı tercüme işlerini halletmemiz. Mektubu okuyor Türkçe’ye tercüme ediyordum, Türkçe bilen eski öğrencim de Hamsa’nın annesi için Arapça’ya tercüme ediyordu. Aynı anda odada bulunan hemşire ise kendi kendime ‚Bu hangi belgeymişki’ tarzı konuşmalarıma şahit oluyor o da bana yardımcı oluyordu. Büyük ihtimalle hemşire Türk’tü:)

Çıkarken odadan bir kez daha kokladık Hamsa’yı.. Cennet kokulu bebek.. Evinde görüşmek üzere ayrıldık hastane odasından..

Suriyeli çift yeni bir eve taşınıyor. Bir evde ihtiyaç duyulabilecek bütün eşyalara ihtiyaçları var. Bebek eşyaları da yeterli değil. Destek olmak isteyen, elindeki eşyasını hediye etmek veya uygun bir fiyata satmak isteyenler benimle iletişime geçebilirler.

 

Bunlar da Hamsa bebeğin bebek bezinden pastası, kıyafetleri, minik bir kavanozdaki hurmaları, sabunu, eldiveni, patiği, tükürük bezi ve süsleri.

DSC_0023

 

DSC_0030

 

Kullandığım kutu aslında DM’in Kokett kutusu. Öyle çok sevdimki bu güllü kutuları. Hediye paketi olarak kullanayım dedim:)

 

DSC_0024

Bu yazı 73 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*