Mezuniyet var dediler, geldik

Geçtiğimiz yıl üniversite için son adım olan Abitur sınavını başarıyla geçen iki güzel kardeşimize imkanlarımız ölçüsünde bir süpriz mezuniyet yemeği hazırladık. Mezuniyet kutlaması Ramazan ayına denk geldiği için kutlama iftarla başladı.

Hazırlıklar her zamanki gibi haftalar öncesi uzun bir listeyle başladı. Herşeyi detayına kadar düşünmeliydik. (Arkadaşlarımın bu sözler karşısındaki tepkisini hayal edebiliyorum 🙂 Tamam kabul ediyorum süpriz ve plan deyince bende akan sular duruyor:) )

Gecenin en eğlenceli anlarının fotoğraf çekimleri olacağını düşündüğüm için hazırlıklara ilk önce konuşma balonlarıyla başladım. Bilgisayarda bir kaç aşamalık çalışmanın ardından ortaya birbirinden eğlenceli konuşma balonları çıktı.

 

 

Bebek olduktan sonra eski performansımı kaybettiğim için kesme, yapıştırma işlemini kızların arkadaşlarına devrettim. Gençler bu işi biliyor 😉 Bir gün toplanıp bütün konuşma balonlarını hazırladık. Çok da eğlenceli oldu. Bu sayede kızlarımız arasında elişi kabiliyeti olanları da keşfetmiş oldum.  Fırsat bu fırsat hemen görev dağılımı yaptık. Kızlarımızdan biri alışverişi yapacak, diğeri mezuniyet kepini ve mezuniyet kavanozunu hazırlayacaktı.

Aynı gece bir mesajla kavanozun fotoğrafı geldi. Tam da beklediğim gibiydi. El yeteneği olan insanlara hayranım.

 

 

 

Kıymetli hattat bir abimize mezun kızlarımızın isimlerini yazdırdık. Postahane tam da zamanında greve girmişti. Seksen kilometre yol tepip hediyelerimizi sağsalim aldık. Konseptimizde altın rengi önplanda olduğu için hediyeleri altın renkle kapladık.

 

 

Hediyelerimiz hazırdı ama tebrik kartımız eksikti. İnternette bir sayfada karşılaştığım figürler tebrik kartı hazırlamama ilham oldu. Fotoğrafı çektikten sonra soldaki kartın kurdelesinin açıldığını farkettim:) Figürlerin yayınlandığı siteye gitmek için tıklayın.

 

 

Onca yıl evlatlarının arkasında duran, eğitimleri için ellerinden geleni yapan anneleri de unutmadık. Çam sakızı çoban armağanları hazırladık. Şimdi içindekileri merak edenler olacak. Merakta kalmayın söylüyorum: Parfüm 🙂

 

 

Sırada salonun süslemeleri vardı. Duvara ‘Büşra & Şevval, Abitur 2015’ yazmak için internetten harf araştırdım. Vakit daraldığı için çok fazla araştıramayıp ilk bulduğum harfleri yazıcıdan çıkartıp tek tek kestim. Siteye gitmek için tıklayın.

 

 

Süs püs alışverişini oğlum Kerem Engin’le birlikte yaptık. O her ne kadar o sırada uyuyor olsa da beni görevimle yalnız bırakmamış oldu:-) Mumluk, mum, minik taş gibi süsleri alıp döndük evimize.

 

 

Masa kartları için ise internetten adını hatırlamadığım bir siteden çerçeve buldum. Google’a ‘Free frame template’ yazdığınızda ücretsiz indirebileceğiniz çok sayıda çerçeve çıkıyor. Programla içine ‘Büşra ve Şevval’in mezuniyet yemeğine hoşgeldiniz’ yazdım. Aslında karta misafirlerin isimlerini de yazmak istiyordum ama biz Türk milleti son dakikaya kadar gelip gelmeyeceğimizi söylemediğimiz için böyle bir çalışmayı Türklerle yaptığımız programlarda yapmak zor oluyor 🙂  Büyük siyah kartonları ölçerek kestim. 25 masa kartı için 2 karton yeterliydi.

 

 

Siyah kartonla hazırladığım peçete yüzüklerinin yuvarlak kısmını (şuan Türkçesi aklıma gelmiyor. Yani ‘Cupcake topper’) internetten buldum. Kesip kartonların üzerine yapıştırdım. Siteye gitmek için tıklayın.

 

 

Son dakika yetişen süprizimiz de fotoğraf çerçevesi oldu. Çerçeveyi yapmak için bodrum katından taşınma kartonlarımdan birini almam gerekiyordu. Ha bugün indim ha yarın inicem derken son güne kaldı. Kartonu çerçeve şeklinde kesip altın renkli kağıtla kapladım. Üzeri için elimdeki hazır harfleri siyaha boyadım. Bilgisayardan da çıkartılıp yapıştırılabilir. Bizim yazıcının siyah boyası bitmek üzereydi. Diğer figürleri çıkartabilmek için tahta harfleri kullandım.

 

 

Yemek tabaklarının altına koyduğumuz pasta kağıtlarını sprayle altın rengine boyadık. Sırf beyaz masa örtüsünün üzerinde şık bir görüntü oluştursun diye 🙂 Detaylar detaylar 🙂

 

 

İftardan üç saat önce kutlamayı yapacağımız kültür merkezine geçtik.  Koşar adımlarla hazırlıklara başladık. Bizden bir saat sonra diğer kızlar da geldi. Sekiz kişi olmamıza rağmen işlerimizi iftara yarım saat kala ancak bitirebildik.
Süprizden haberi olmayan mezun kızlarımız iftara davetliymiş gibi geldiler kültür merkezine. Pat diye içeri girmemeleri için kapıyı da kapattık. İçeri giremedikleri için bize telefon açmak zorunda kaldılar. Gelen telefonla herkes yerini aldı. Salonda kızlarımızın arkadaşları ve anneleri de vardı. İçeri girdiklerinde yirmi beş kişi hep birlikte ‘Süpriz’ diye bağırdı. Çok şaşırdılar. Gözlerindeki mutluluk haftalarca yaptığımız hazırlığa değdiğini gösteriyordu.

 

 

Çok güzel bir gece geçirdik. İftar yemeğimizin ardından kızlarımıza bir video izlettirdik. Hem onlar hem anneleri duygulandı. Nerelerde  okuyacaklarını bilmesek de bir veda gecesi gibiydi gecemiz. Videonun ardından kızlarımızı okullarıyla nişanlamak adına ufak bir kına gecesi yaptık. Kızlarımız kına türküsünün sözlerini değiştirdi ve üniversite yolcusu öürencilerimize uygun hale getirdi: ‘Yüksek yüksek üniversitelere gidecekmişler’ şeklinde başlayan türkü yine duygulu anlarla sona erdi. Ardından kızlarımızın anneleri el emeği göz nuru kepleri kızlarının kafalarına taktı. Hem kızların hem de annelerinin hediyelerini takdim ettik ve fotoğraf faslıyla programın sonuna geldik.

Bu kadar hazırlığa gerek var mıydı? Evet vardı:) Aslında süprizleri elimizle hazırlamayabilir, satın da alabilirdik. Ama nasılki erkeğin kalbine giden yol midesinden geçiyor, kadının kalbine giden yol da el emeği göz nuru hediyelerden geçiyor 🙂 Herkes hoşlanmasa da bir çok insan kendisi için verilen emek karşısında mutlu oluyor. Biz de kızlarımıza onları ne kadar çok sevdiğimizi onlar için hazırladığımız süprizlerle göstermek istedik. Bir kez yaşayacakları Abitur kutlamasının bir ikincisi olmayacaktı. İkincisi inşallah ilerleyen yıllarda üniversite mezuniyetleri olacak..

‘Vaktim olsa ben de yaparım ama nerde o vakit?’ deyip geçiştirmeyin. Bu mantığa göre inanın benim de vaktim yok 🙂 Oturup saatlerce bu işleri yapmakla uğraşmadım. Günler öncesinden başlayıp hergün azar azar hazırlık yaptım. Hazırlığı da öyle bildiğiniz günün öğle vaktin de felan değil, tüm işlerim bittikten sonra gece 12-1 den sonra yapabildim. İnandığım bir gerçek var: Kafanıza birşey koyduysanız, uykunuzdan seve seve fedakarlık yaparsınız 😉 Yalnız kafanıza hayırlı işler koyarsanız vaktiniz de boşa gitmez. Şimdi lütfen ince düşünemeyenler ‘Amaaan bununla mı uğraşcam?’ deyip asabımızı bozmayın 🙂 🙂 Uğraşmak zorunda değilsiniz. Başkalarını mutlu etmek için bu zahmete girişenlere de hadi kolay gelsin…

 

 

 

10-02-2016 tarihinde yazıldı

Bu yazı 277 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*