Yaşlı komşularımız ne durumda?

 

 

Geçtiğimiz gün dışarı çıkarken komşumuzla karşılaştım. Her balkona çıktığımda seslenen cici teyzemiz yine o sevimli haliyle biraz oğlum Kerem Engin’i sevdi. Biraz da muhabbet ettik. O yürüme arabasını, ben bebek arabamı aldım ve aynı istikamete doğru yürümeye başladık. Yolda izde, apartmanda karşılaştığımızda kısa muhabbet ettiğimiz teyzeyle ilk defa öncekilere nazaran biraz daha uzun sohbet etme imkanımız oldu. Yetmişbir yaşındaki teyzenin kırk yaşlarının üstünde iki çocuğu olduğunu öğrendim. Birisi zihinsel engelliymiş. Diğeri onun kadar hasta olmasa da o da biraz hastaymış. Bir yıl önce eşinin vefat ettiğini önceki konuşmalarımızdan biliyordum. Teyze bir yandan benimle konuşuyor, diğer yandan yolda karşılaştığımız kişilerle konuşuyordu. Teyze benden daha sosyaldi 🙂 Bacak ağrısı çektiği için hergün yürüyüşe çıkıyormuş. Çıkması da gerekiyormuş. “Merdivenleri çıkarken zorlanmıyor musunuz?” diye sordum. Zorlanmadığını, sürekli yürüyüş yaptığı için dinç kaldığını söyledi. Genç insanlar kadar dinamikti, tin tin yürümüyordu. Yürüme arabasıyla her yere gidiyormuş. Alışverişini bazen bize yakın bir marketten, bazen  otobüse binip uzak marketlerden yapıyormuş. Alışverişini arabasına doldurduğunu söyleyince “Suyu nasıl taşıyorsunuz” diye sordum. Bazen kendi taşıyormuş, bazen oğlu alıp geliyormuş. Üzüldüm durumuna. O yaşta otobüsle alışverişe gidip bir de su taşıyordu. Bacak ağrısına rağmen.. Alışverişe giderken onu da alabileceğimi, bilhassa büyük alışverişlerini bizim arabamızla yapabileceğimizi söylediğimde “Sizin için sakıncası yoksa gelirim tabiki” dedi.

“Arkadaşlarınız var mı?” diye sordum. Hiç arkadaşı olmadığını söyledi. Eşi hayattayken ailece görüştükleri arkadaşları varmış. O ölünce kimse kalmamış çevresinde. Anne babası da ölünce oğullarıyla yalnız kalmış. Gülümseyerek “Ben sizin arkadaşınız olabilirim. Sizden küçüğüm ama genç bir arkadaşınız olmuş olur” dedim. Gülümsedi ve “neden olmasın çok sevinirim” dedi.

İlk tanıştığımız gün “Bana kahve içmeye gelin” dediğimde de “Çok sevinirim. Eşim öldükten sonra konuşacak kimsem kalmadı” demişti. Onu anlamam mümkün değildi. Konuşmaya ihtiyaç duyup da konuşamadığım hiçbir gün olmadı. Ailemle veya eş dostla yüzyüze görüşemediğim günlerde telefonda görüştüm. Kimi zaman mutluluğumu, kimi zaman hüznümü paylaştım. Onun ise oğullarından başka kimsesi yoktu..

……

Yalnızlığa terk edilmiş bir diğer yaşlı teyzemiz annemlerin kapı komşusu. Yetmiş küsür yaşındaki Alman komşumuzla bekarken sık sık sohbet ederdik. Annemleri ziyaret ettiğim bir gün onun da ziline bastım. Hazırladığım ufak bir hediyeyi eline uzattıktan sonra ‘Size birini getirdim.’ dedim. İlk defa oğlumu o gün gören teyzemiz ‘Aynı dedesi’ dedikten sonra bana bir sürü tavsiyede bulundu. Kalın giyinmemi, üşütmememi söyledi. Yeni doğum yapan kadınların ihtiyaç duyduğu bilgileri anlattı. Yaklaşık on dakika muhabbet ettik. Ayrılırken önce ‘Para harcayıp bana hediye almayın.’ dedi (aynı annem gibi 🙂 ) sonra ise ‘Her geldiğinizde zilime basın. Bebeğin ne kadar büyüdüğünü görmek istiyorum.’ dedi.

Avrupalı toplumları eleştirir dururuz. ‚Yalnızlığı onlar tercih ediyor’, ‚Bencilce yaşadıkları için yalnız kalıyorlar’ demek işimize gelir. Evet belki Avrupalı toplumlar Türk toplumundan çok daha farklı yaşıyor. Belki gerçekten birçoğu gençken sadece kendi hayatını düşündüğünden yaşlandığında yalnız kalıyor. Bir toplumun yaşam şeklini değiştiremesek de dinimizin bize öğrettiği yaşlı hakkını gözetebiliriz. Eleştirmek yerine kucak açmayı deneyebiliriz mesela. Biraz da empati kurabiliriz.

Yaşlı Almanlar genelde sevecan ve konuşkan olur. Olaki huysuz bir yaşlı komşuya denk gelmişsek kendi kendimize şu soruları sorabiliriz:

Yaşlı komşumuz neden huysuz? Acaba neler yaşadı hayatı boyunca? Neden selam vermiyor, neden konuşmuyor? Niçin itici ifadeler kullanıyor? Kalbini kazanmak için biz ne yaptık? Yediğimizden ikram ettik mi? Kaç kere konuşmayı denedik? Kaç kere gülümsedik? Kaç kere huysuz davranışı karşısında ‚Aman boşver, ihtiyarlığına ver. Aslında kötü bir insan değil.’ dedik. Kaç yaşlı komşumuzun bize zararı dokundu? Kaç yaşlı komşumuza faydamız dokundu?

En huysuz yaşlı komşunuzu dahi yalnızlığa terk etmeden önce bir kez daha düşünün.. Türk, Alman, İtalyan,Rus ayrımı yapmadan her yaşlının yardıma, ilgiye, sıcaklığa, konuşmaya ihtiyacı olduğunu unutmayın.

 

08-05-2015 Tarihinde yazıldı

Bu yazı 188 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*