Bu okul çocukların dini ihtiyaçlarını ciddiye alıyor

 

İki yıl önce DİTİB ve Niedersachsen Şura’nın da desteğiyle Osnabrück’te açılan Üç Din İlkokulu (Drei-Religionen Grundschule) büyük ilgi görmeye devam ediyor. Müslüman, Musevi ve Hristiyan öğrencilerin okuduğu okulda çocuklar, birbirlerinin dini hassasiyetlerini, farklılıklara karşı duyarlı ve saygılı olmayı öğreniyor. Almanya’nın ilk ve tek üç dinli özel okulunda çocuklar ücretsiz okuyor. Aileler sadece öğle yemeğini ödüyor.

 

Bir göç ülkesi olduğunu çok geç kabul eden Almanya’da farklı dinlerin kabulü de bir sürece tabi. Bunun farkında olanlar ise geleceğe matuf çalışmaların ne kadar önemli olduğunu biliyor ve ağırlık noktalarını da buna göre belirliyorlar. Osnabrück’te iki yıl önce açılan Üç Din İlkokulu (Drei-Religionen Grundschule) bunun en güzel örneklerinden birini teşkil ediyor. Okul, farklı kültür ve dinden insanların bir arada yaşadığı, birbirlerinin inançlarından kaynaklanan farklılıkları normal bir durum olarak kabul edip ötekileştirmediği bir ortamı çocukluk yaşlarında soluyarak gelecekteki ortak yaşama önemli bir yatırımda bulunuyor.

 

Okulda toplam atmış öğrenci var. Öğrencilerin üçte biri Müslüman. Okul her üç dinden de eşit sayıda öğrenci almaya dikkat ediyor. Osnabrück Piskoposluğu Okul Vakfı tarafından gerçekleştirilen Üç Din İlkokulu, Musevi Cemaati, DİTİB, Niedersachsen Şura ve Hıristiyan Kiliseleri Çalışma Grubu’ndan da destek görüyor. Okulla ilgili kararlar almadan önce konu hep birlikte ele alınıyor. Eski adı Johanisschule olan okul eskiden sadece Katolik öğrencileri okula kabul ediyormuş. Zamanla Katolik öğrenci bulma sıkıntısı oluşunca yeni bir konsept geliştirilmiş. Toplumsal değişimin konsept geliştirirken büyük etkisi olmuş. Okulu diğer ilkokullardan ayıran en önemli özellik okulda üç dine de yer vermeleri.

 

Okulda sadece dini eğitim verilmediğini dile getiren İslam Din Dersi öğretmeni Annett Abdelrahman, “Okulumuz diğer okullar gibi tüm sorumluluklarını yerine getiren bir ilkokul. Bizi farklı kılan özellik okulda Hristiyanlığa, Museviliğe ve İslamiyet’e de önem veriyor olmamız. Çocukları oldukları gibi kabul ediyor, dini ihtiyaçlarını ciddiye alıyoruz. Çocuklar bu okulda kendi dinlerini diğer dinlerle karşılaştırabiliyor. Üç dinde de ders veriyoruz. Müslüman çocuklar haftada iki saat İslam Din Dersi’ne katılırken, Hıristiyan ve Musevi öğrenciler o sırada kendi din derslerine katılıyor.“ diyor.

 

Okul öğrencileri birbirlerinin dinine, özelliklerine ve farklılıklarına karşı duyarlı hale getirmeye çalışıyor. Aynı şekilde öğretmenler de birbirinin dinlerini daha yakından tanıyıp hassasiyetlere dikkat ediyor. Okulda çeşitli uygulamalı çalışmalar yapılıyor. Bunlardan biri de çocukların dinleri yakından tanıdığı üç haftalık proje olmuş. Çocuklar ilk hafta derste dinlerini tanırken, ikinci hafta cami, kilise ve sinagogları ziyaret etmiş. Üçüncü hafta ise derste dinin güzellikleri işlenmiş.

 

Okul bugünlerde “Seni bize davet ediyorum“ adlı bir projenin hazırlıkları içerisinde. Öğrenciler proje kapsamında birbirlerini evlerine yemeğe davet ederek kültürlerini daha yakından tanıyacak. Çocukların dinlerini yaşayarak öğrendiğini söyleyen Jöring, “Uygulanan her proje için büyük emek harcanıyor. Dinlerarası farklılıklar dikkate alınıyor.“ dedi.

 

Uygulanan projelerin çocukları güçlendirdiğini düşünen din dersi öğretmeni Abdelrahman da, “Öğrenciler ortaya geçip kendini ve kendi dinini anlatabiliyor. Normal okullarda Müslüman öğrenciler kendi dinlerini derste konu İslam olunca veya bayramlarını kutladıkları dönemlerde anlatabiliyor. Bu okulda ise öğrencilerin hepsine aynı imkanlar tanınıyor. Camiye gittiğimiz gün ikinci sınıf öğrencimiz diğer arkadaşlarına nasıl namaz kılındığını gösterdi. Arkadaşları tarafından çok beğenildi. Toplumda bu şekilde bir geri dönüşüm olmuyor ama öğrencilerin dinlere karşı açık oluşu beni çok etkiliyor.” diyerek gelecekten umutlu konuşuyor.

 

Çocukların birbirine saygı duymayı ve farklılıklarla yaşamayı öğrendiğini belirten eğitimci, “Öğrencilerin birbirlerine karşı hassas davranmaları ve birbirlerini korumaları beni mutlu ediyor. Bazen Müslümanlar hakkında kötü bir söze söyleyen kişiye Hıristiyan öğrenci “Müslümanlar hakkında böyle konuşulmaz“ şeklinde tepki veriyor. Bizim istediğimiz şey de bu zaten.“ diyerek sevincini ifade ediyor.

 

GÖÇMEN AİLELER DE OKULDA AKTİF ROL ALIYOR

Ailelerin de birbirilerine karşı duyarlı davrandıklarını söyleyen okul müdürü, Birgitt Jöring’in anlattığına göre, aileler farklı dinlere mensup olsalar da okulda eşit haklara sahip olduklarının farkındalar. “Bizim için bu çok önemli. Bazı okullarda aileler kendi dinlerine mensup olan ailelerle ilişki içerisindeyken bizim okulumuzda din farklılığı gözetmeksizin birbirleriyle yakın ilişki kuruyorlar.“ diyen Jöring, Okul Aile Birliği’nin diğer dinleri tanıma talebi üzerine okulda aile seminerleri başlattığını hatırlatıyor. Seminerlerde üç dinin de içerikleri hakkında bilgi veriliyor.

 

Göçmen aileler de okulda oldukça aktif. “Yetimler için Yemek“ adlı bir kampanyaya katılan okul, yetim çocuklar için kermes düzenlenmiş. Din öğretmeni Abdelrahman, “Birkaç Müslüman aileden yardımcı olmalarını istememe rağmen bütün Müslüman velilerimiz yardıma geldi. Diğer dinlere mensup olan aileler de aksiyona destek oldu.“ diyor. Aileler okuldaki bu uygulamadan memnun. Olumlu tepkiler alan okula şimdiden çok sayıda aile çocuğunu kaydettirmiş. Aileler seminerlere büyük ilgi gösteriyor. Okulda ırkçılığa yer olmadığını söyleyen müdür, “Almanya’da bugün hala ırkçılık yapan öğretmenler varsa şikayet edilmesi gerektiğini düşünüyorum.“ diyor.

 

ÖĞRENCİLER HELAL KESİM ET YİYOR

Okulda öğle yemeği yiyen çocukların yeme içme hassasiyeti dikkate alınmış. Okulun panosunda asılı olan helal sertifikası yemeklerin helal olduğunu tescilliyor. Öğretmen Abdelrahman, bir öğle yemeğinde başından geçen hadiseyi şöyle paylaşıyor: “Okulun ilk açıldığı hafta öğle yemeğinde Müslüman öğrencilerle aynı masada oturuyordum. Çorbada et olunca hiçbirisi yemedi. Etin helal olduğunu söylediğim halde yemediler. Ben yemeye başladıktan sonra hızlıca yemeğe başladılar.“

 

ÇOCUKLAR BAYRAMLARINI EVDE GEÇİRİYOR

Dini bayramlara önem veren okul Müslüman çocuklara bayramın ilk iki gününü evde geçirme imkanı sağlıyor. Sınavların çocukların dini bayramlarına gelmemesine de dikkat ediliyor. Dini bayramlar ve kandillerin derste konu olarak işlendiğini söyleyen müdür Jöring, “O hafta resmi bir tatil varsa veya Müslüman öğrenciler o gün mevlit kutluyorsa, öğretmen sabah konu hakkında çocukları bilgilendiriyor. Çocuklar okulda kutladığımız kendi dinine ait olmayan bayramları izleyebiliyor ama kutlamak zorunda bırakılmıyor. Örneğin noel şarkıları söylemek zorunda değiller.“ diyor.

 

TÜRKÇE DERSİ VERMEK İÇİN GAYRETLERİMİZ DEVAM EDİYOR

Okulda henüz Türkçe dersi verilemiyor. Bunun üzüntüsünü yaşayan müdür Jöring, “Türkçe dersi vermek istiyoruz. Ancak çok az Türk öğrencimiz olduğu için Okul işlerine bakan resmi daire bu imkanı sağlayamıyor. Çeşitli okullarda Türkçe öğretmenleri olduğunu söyleyerek, bizi o okullara yönlendiriyorlar. Okulda yaklaşık on Türk öğrencimiz var. Özel okul olduğumuz için durumumuz biraz farklı.” diyor. Öğrencilerin dil yetkinliğini geliştirme imkanı sunamamaktan dolayı üzgün olduklarını belirten Jöring, “Yeni öğretim yılında şansımızı bir kez daha deneyip Türkçe dersi sunmaya çalışacağız.“ şeklinde konuşuyor. Okul Türkçe dersi sorununu çözemezse Türkçe dersi verebilecek biriyle anlaşıp öğleden sonra çalışma grubu şeklinde Türkçe dersi sunmayı planlıyor.

 

OKULDA BAŞÖRTÜLÜ ÇALIŞMAK SORUN DEĞİL

Okulun İslam Din Dersi öğretmeni Annett Abdelrahman başörtüsü sorunu yaşamıyor. Bu her branştan öğretmen için geçerli mi sorusuna Jöring, “Özel okul olduğumuz için başörtülü öğretmenlerin çalışması yasal olarak sorun oluşturmuyor. Abdelrahman hanım okulun sadece İslam Din Dersi öğretmeni değil. Almanca ve Matematik derslerine de giriyor. Başörtülü öğretmenlerin okulumuzda çalışmasından gurur duyuyoruz.“ diyor.

 

Ailelerden tam not alan okulun konseptine çeşitli ilkokullar da ilgi duymuş. Müdür Jöring bu tarz ilkokulların sayısının artmasını ümit ediyor.

 

 

BETÜL ÖZDEMİR / OSNABRÜCK

14.04.2014 08:00

KAYNAK: zaman-online.de

Bu yazı 111 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*