Bir Alman vatandaşı Türkiye’de evlenmeye niyet ederse… 2.Bölüm

 

İlk bölümde evrak teslimatı esnasında yaşadığımız sıkıntıdan bahsetmiştim. (Birinci bölüm için tıklayın.)

 

Sağlık raporu ile başladı demiştik ilk tirajı komik olay.

 

Bir hafta içinde işlemleri halletmek isteyen biz, Alman disiplinine ne kadar alıştığımızı bu süreç içerisinde anladık. Sağlık Raporu almak için sabah 8’de Aile Hekimliği’nde bulduk kendimizi. Gelen giden yok. Meğer doktorlar 9’da hasta almaya başlıyormuş. Yurtdışından geldiğimizi söylediğimiz halde danışmadaki bayan numaramızı verdi ve hiç bir yönlendirmede bulunmadı. Bekliyoruz.. Ne çağıran var, ne içeri giren çıkan. İlk defa gelmişiz Aile Hekimliğine. Bir süre sonra öğreniyoruz ki bizim gideceğimiz doktor alt kattaymış. İlk sıralarda olmamıza rağmen sıramızı kaçırdığımız için tekrardan sıraya girmek zorunda kalıyoruz. Aile Hekimliği’ne gelip hasta olmamak elde değil. Bodrum katında uzun süre sıra bekliyorsunuz. İçeride sıra bekleyen en az kırk hasta var. Ne bir cam var ne bir klima. Bir süre sonra çevrenizdeki hastalarla birbirine karışıyor nefesiniz. Oksijen alamayınca tırlatmaya başlıyorsunuz..

 

Sıra bekliyoruz ama sıranın bize ne zaman geleceğini bilmiyoruz. Etrafta numaraların yazdığı bir elektronik cihaz var mı diye bakıyorum. Cihaz yok ama doktorun kapısının önünde oturan bir teyze var. İçerideki hasta çıkınca teyze sesleniyor:

 

–       Sekiz numara çıktı. Dokuz numara burda mı?

 

Dokuz numara giriyor içeri. Her çıkanda diğer hastayı çağırıyor teyze. Otobüslerdeki muavin gibi. Bir süre sonra teyzenin sırası geliyor. O gidince sıralamayı karıştırıyoruz. Etraftakilere sıranın kimde olduğunu soruyorum. Bilen yok. Hasta çıktıktan sonra doktora soruyorum. Şaşkınlıkla karşılıyor sorumu. Masasında yığılmış kağıtlara bakıyor. En üstte 4 numara var. Biraz karıştırıyor kağıtları ve en yüksek rakamı buluyor. Sıra 12.kişiye gelmiş. Beklemeye devam ediyoruz. Bir yandan kan vermek isteyen hastaların aralarında geçen tartışmayı izliyoruz. Doktorun yanından çıkan kan sırasına giriyor. Bizim de girmemiz gereken sıra! Sırada on beş kişi var. Önce kan vermek için sıra bekliyor, ertesi gün sonuçları almak için tekrar gelmeleri gerekiyor.

 

Sonunda sıra bize geliyor. Doktor Aile Hekimliği’nde kayıtlı olmadığımız için rapor çıkartamayacağını söylüyor. Hoppaaa… Halbuki Türkiye’ye gelmeden önce Sağlık Hizmetleri’nden telefon üzerinden aldığım bilgiye göre misafir hasta olarak sağlık raporunu verebilmesi gerekiyor. Doktor „Yanlış bilgi vermişler. Kayıtlı olmanız gerekiyor“ diyerek başından savmaya çalışıyor. Zaten son bir saat oksijen yerine kırk kişinin nefesini soluklamışım. Güneş görmemişim. Tartışmalara şahit olmuş, gerilmişte gerilmişim… Eşim gayet sakinken ben doktora patlıyorum.

 

Doktor Ikametgah Belgesi getirdiğimiz takdirde kaydımızı yapacağını söylüyor. Sağlık Raporu çıkartmak için kan aldırmamız ve röntgen çektirmemiz gerektiğini söyleyen doktor, her ikisinin de işlemleri bir kaç gün aksatacağını söylüyor. Acele ettiğimiz takdirde özel hastanede yaptırmamızı, özel hastanelerin bu işlemleri bir günde yaptığını söylüyor. Test sonuçlarını alıp doktora teslim ettiğimizde o da Sağlık Raporu’nu verecekmiş. „Getirin sonuçları vereyim hemen raporu“ diyor. „Sıraya girmemiz gerekiyor mu“ diyorum, „gerek yok, aradan girersiniz“ diyor.

 

Gidiyoruz güzelim özel hastaneye.. Paranın olduğu yerde hizmetin mükemmel olduğu yere. Meğer sadece mükemmel olduğunu sanıyormuşuz. 180 liracık verip kan aldırıyor ama röntgen çektiremiyoruz. Neymiş? Makineleri bozulmuş, öğleden sonra çekebilirlermiş. Biz işlemleri ne kadar hızlı halletmek istesekte Türkiye’nin şartları hızımıza yetişemiyordu. Öğleden sonra çektirdiğimiz röntgenlerin sonuçlarını da ancak ertesi günü alabildik.

 

Vakit kaybetmemek için hastane çıkışı muhtarlığa gidiyoruz. Bir gol de muhtarlıktan yiyoruz. Eşim Almanya’da yaşadığı için muhtarlığa kayıtlı değilmiş. Bir akrabasıyla belediyeye gidip onun üzerine kaydını yaptırması gerekiyormuş.

 

Eşimin eniştesiyle belediyeye gidiyoruz.

 

Günüm zehir oldu dedikleri bir gün var ya. İşte o günün öğle vakitlerindeyiz. Hava sıcak.. Ordan oraya koştururken ter içinde kaldığımız bir gün..

 

Bir belediyeye gidilmesi gereken en yanlış vakitte biz belediyeye gidiyoruz. Numara çekiyoruz. Önümüzde elli kişi var. İçerisi tıklım tıklım. Saatlerce bekliyor sonunda İkametgah Belgesi’ni alıyoruz.

 

Florya sahillerinde geçirdiğimiz akşam saatlerinde öyle güzel dinleniyoruz ki sanki o yoğun günü atlatan biz değiliz. Bir gün sonra yapacağım kavgalar için enerji depoluyorum:)

 

Ertesi gün eşim röntgen sonuçlarını alarak doktora teslim ediyor. Sonunda kavuşuyoruz Sağlık Raporu’na. Nikah Dairesi’ne giderek evrakları teslim ediyoruz. Birinci bölümde anlattığım olayların ardından işlemlerimiz tamamlanıyor.

 

İşlemler tamamlanıyor tamamlanmasına ama nikahı başka bir belediyede kıydırmak istediğimiz için izin kağıdını oraya teslim etmemiz gerekiyor.

 

Belediye’yi arıyor ve ertesi gün evrakları teslim etmek için gelmek istediğimi söylüyorum. Memur „Sabah 8’de gelin ben burdayım“ diyor.

 

Sekizde Nikah Sarayı’nın kapısındayım.. İlginç olan bir durum var. Kapıların hiç biri açılmıyor. Sekiz buçuğa doğru iki bayan geliyor. Meğer danışmadaki bayanlarmış. „Erken gelmişsiniz. Sekiz buçuktan önce açılmaz resmi daireler“ diyor. Sakin olmaya çalışıyorum. Bir gün önceki telefon görüşmesini unutmaya çalışıyorum.

 

Sekizde gel diyen memur dokuz buçuğa doğru geliyor. Son golü de bu belediyeden yiyoruz. Evrakları teslim edip işlemleri bitiriyoruz. Tembih ediyorum:

 

„Almanya’daki nikah memuru burada evlendiğime dair uluslararası geçerli bir belge istedi. Aynı onun oluşturduğu bir belge gibi. Onu da hazırlayabilir misiniz?“

 

Memur onaylıyor. Nikah günü uluslararası geçerli olan evlilik cüzdanımızı alıyoruz Almanya’ya döndüğümüzde nikah memuru belgeyi görmek istiyor. Evlilik cüzdanımızı gösteriyoruz. Memur bunun dışında bir belge vermiş olmaları gerektiğini söylüyor. Meğer o belge sayesinde Almanya’da evlilikle ilgili meselelerde işlerimizi kolaylıkla halledebilirmişiz. Evlilik Cüzdanı’ndaki bilgileri her kurum anlamayabilirmiş. Son golle o belgeyi de alamamış oluyoruz. Memur imkanımız varsa postayla göndermelerini talep etmemizi istiyor. İçimde memura „Şaka mı bu?“ demek geliyor. Memur yüzyüze halledemediğim veya bir ton kavgayla halletiğim işlemleri posta yoluyla halletmemi istiyor.

 

Son işlemi Almanya’daki memur yapıyor. Türkiye’de kıyılan nikahla Almanya’da soyismim değişmiyormuş. Soyisim değişikliği için tekrardan eşimin soyismini alıp almamak istediğimi soruyor. Belgeleri imzalatıp bizi gönderiyor.

 

Bu hikayeden nasıl bir sonuç çıkartıyoruz?

Kardeş!:)

İmkanın varsa Almanya’da evlen 🙂 Stressiz, sessiz, sakin, şip şak…

 

Bu yazı 2.390 defa okunmuştur.

About Betül Özdemir 341 Articles
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

1 Comment

  1. Merhaba,

    Benim nişanlım almanyada yaşıyor ve türk vatandaşı. Ben ise türkiyede yaşıyorum.Evlendiğimiz zaman onun türkiye’ye gelmesini istiyorum.Ve temelli türkiyede yaşamayı düşünüyoruz.Ancak onun bazı akrabaları alman vatandaşlığına geçmesinden yana. Çünkü ailesi almanyada olduğu için geliş-gidiş daha rahat olacağı için..Sizden öğrenmek istediğim alman vatandaşına geçerse,türkiyedeki ne gibi haklardan mahrum bırakılabilir,eksi ve artı yönleri nelerdir.Çalışma,sağlık yönünden ve yaşam bakımından sıkıntılar çekilir mi?

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*