Mannheim’da bir kitapçı hayali



On üç yıl önce kurmaya başladığım bir hayal. Babam Mannheim’da bir kitapçı açacak, ben ise o kitapçıda çalışacaktım. Türkiye’den gelen her kitapla yakından tanışacak, onları özene bezene raflarına koyacaktım.

 

Hayalimdeki kitapçı Mannheim’ da olacaktı. Kitapseverler soluğu orada alacak, içeri girdiklerinde binbir çeşit kitapla karşılaşacaklardı. Yediden yetmişe herkes aradığı kitabı bulacaktı. Bir de okur köşeleri olacak, bu köşelerde huzura ereceklerdi. Diğer kitapçılardan farklı olacaktı hayalimin kitapçısı. Burada Türkçe kitap satılacaktı.

 

Gençler bu kitapçı sayesinde daha fazla Türkçe kitapla tanışacaktı. Özel günlerde arkadaşlarına hediye alırken “ne alsam?” demek yerine bir kısmı kitap almayı tercih edecekti. Namık Kemal, Şinasi gibi önemli edebiyatçıların adlarından uzak yetişmeyeceklerdi. Türkiye’ den gelen gelin ve damatlar kendilerini yalnız hissetmeyecek, vatanlarında bırakıp geldikleri yazarları burada da bulacaklardı. Bilginin efendisi olan insanlar yetişecekti.

 

On üç yıl geçti aradan. Hayalim henüz gerçekleşmedi. Yine de hayal kurmaktan vazgeçmedim. Babam açmasa da, bir gün biri mutlaka açacaktı hayalimin kitapçısını.

 

Mannheim’da Türk esnaf sayısı her geçen gün artıyor. Altın arayan sayısız kuyumcu, gelinlik arayan çok sayıda gelinlikçi buluyor. Terzisinden, giyim mağazasına; cafesinden, restoranına; kuruyemişçisinden telefoncusuna kadar bir çok yer Türkler tarafından işletiliyor. Hemen hemen her sektörde Türkler başarı sağlıyor, büyüdükçe büyüyor.

 

Esnaf büyüyor, esnafla birlikte oğlu da büyüyor kızı da.
Oğlu da Türkçe’den uzak yetişiyor kızı da.
Her ikisi de Türkçe kitap satan bir kitapçısı olmayan şehirde büyüyor !
Oğlu Schiller’yı, kızı Goethe’yi iyi tanıyor. Namık Kemal’i her ikisi de tanımıyor!

 

Belli aralıklarda gerçekleşen kitap fuarları, kermesler olsa da hiç birisi kitapçının yerini tutmuyor. Her ne kadar online kitapçılık Almanya’da yaygınlaşmış olsa da kitap aşığı çıkan yeni kitapları elinde tutmak, onunla bir bağ kurmak istiyor. Kurcaladığı kitaplardan zevk alıyor kitap kurdu. Belli aralıklarda aldığı toptan kitaplar onu tatmin etmiyor. Kitaplara hasret kalıyor.

 

Madem kitap insan yetiştiriyor, öyleyse Mannheim’da yetişen Türk gençlerini yetiştirmenin vakti gelmedi mi?

Bu yazı 688 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

1 yorum

  1. Tebrikler… Parmaklarına ve klavyenin tuşlarına sağlık ey sayın yazar…

    Öncelikle kendi hayalimi de itiraf edeyim burada: Allah rahmet eylesin kanserden dolayı vefat eden İstanbul’da tanıştığım bir Hatice Ablam vardı benim… İlerde kitapçı dükkanı açma hayalimden bahsetmiştim ona… Her zaman olduğu gibi deli çılgın yanıyla kabul edersen ben de bu hayale ortak olmak istiyorum demişti. Bütün görüşmelerimizde bir iki cümleyle bile olsa o kitapçı dükkanı hayali kutsanır ve canlı tutulurdu hep… Belki bir gün onsuz bu hayalimi gerçekleştireceğim, içinde açılacak “Hatice Abla Okuma Salonu” isimli bir bölümle…

    Bir kitapçı dükkanı… Kapitalist bir sistem içerisinde insanlara hizmet sunan bir kuyumcu dükkanının veya lokantanın rolünden daha fazla rol kesmekle yükümlüdür. Çünkü bilginin buram buram taşındığı ve kültürün veya kültürlerin asırlar boyunca mürekkep maviliğinde okyanus olmasına vesile olan yerlerin adresidir, kitapçı dükkanları… Piknik tüpü üzerinde hazırlanmış çay eşliğinde dünya edebiyatının aktörleri olan yazarların beyin adacıklarının mükemmel manzarasından faydalanarak fikir alışverişinin yaşandığı ve yaşatıldığı bir geçmişe sahip olan kitapçı dükkanları, ruhî iç dinamiğiyle her daim ayakta kalırlar inşallah…

    Yeniden tebrikler ve teşekkürler… Selam ola efendim….

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*