Avrupa´nın en büyük şelalesi: Rheinfall

 

Bir bayram sabahı ailece çıktık yola. İstikamet İsviçre. Öncelikle otobanda güzelce Türk usulü kahvaltımızı yaptık:) Bayram sarmaları, domates, salatalık, zeytin hiç eksik olur muydu..

 

 

Kahvaltıdan sonra İsviçre sınırlarına girdik. Uzun süredir merak ettiğim şelaleyi görecektik. Schaffhausen ve Zürih arasında bulunan şelaleye bir kaç saat sonra vardık. Henüz arabadan inmemiştik. Sol tarafa doğru baktım. Şelaleyi görünce içimi heyecan kapladı. Beni heyecanlandıran bu şelale 150 metre genişliğinde, 23 metre yüksekliğindeymiş. Saniyede 700 metreküp su akıyormuş.

 

  

 

Şelale çok sayıda insan tarafından ziyaret ediliyor. Tam bir yaz havası olunca keyif yapmak isteyen atlayıp arabasına gelmiş. Haftaiçi olmasına rağmen oldukça kalabalıktı.

 

  

 

Arabamızı park ederek şelaleye doğru yürüdük. Avrupa’da ilk defa bu kadar güzel bir şelaleyle karşılaşmıştım. Nişanlım önceden şelale hakkında biraz bilgi vermişti. Benim kafamda sadece normal bir şelale canlanmıştı. Daha sonra bir arkadaşın fotoğraflarından ne kadar büyük olduğunu görmüştüm. Canlı görünce muhteşem birşey olduğuna da şahit olmuş oldum. Şarıl şarıl akan su, suyun sesi, doğa.. Hepsi birarada..

 

  

 

İlk olarak bizi şelaleye götürecek tekneye bindik. Bir kişinin bileti yedi Euro. O kadar kalabalık olmasına rağmen sadece beş on dakika teknenin gelmesini bekledik. Geldiği gibi bindik. Tekne bizi şelalenin dibine kadar götürüp bıraktı. Ordan inip merdivenleri tırmandık. Babam ve annem için epey zor oldu o merdivenleri tırmanmak:)

 

 

 

 

 

Ve işte yukardaydık. Muhteşem bir manzarayla karşıkarşıyaydık! Suyun hem güzelliğini, hem de gücünü gösterdiği an. İnsan suya yaklaştıkça ürkerken, onu uzaktan izlerken huzur buluyor.

 

 

 

 

Bulunduğumuz yer çok dar olunca bir sonraki tekne gelmeden indik aşağıya. Tekne bizi aldı. Şelalenin içine doğru sürdü. Bir kez daha ‚Muhteşem’ dedim. Tekne şelaleye yaklaşınca damlalar yüzümüze sıçramaya, teknedekiler sevinç dolu çığlıklar atmaya başladılar.

 

 

Bindiğimiz yere geri döndük. Hava çok sıcaktı. Annem sıcaktan fenalık gerçirmek üzereydi. Biraz fotoğraf çekilip ayrılmak zorunda kaldık. Daha gitmemiz gereken iki yer vardı. Zürih ve Bern.

 

 

 

Kısa bir süre sonra Zürih’e vardık. Direk gölün kenarına parkettik. Zürih’i bir önceki gidişimde çok sevmiştim. Yürümekten ayaklarımıza kara sular inmişti. Bu seferki gezimizde gölün kenarında yürüdük. Havanın sıcaklığı çok bunalttı. Biraz şehrin içine girip yürümek istesekte sıcaklık buna izin vermedi ve kısa bir süre sonra yolumuza devam ettik.

 

 

 

İsviçre’de hız sınırı 120 olmasına rağmen bir çok yol 100’lük olunca epey vaktimizi aldı Bern’e varmak. Bern’de bir akrabamıza misafir olduk. Çok güzel ağırlandık ve çok geç olmadan tekrar yola çıktık.

 

Gece 1 gibi evimize vardık. Ardımızda güzel bir bayram gezisi bıraktık. Hala şelalenin etkisi altındayım. Gidip görmeyenler mutlaka görsünler. Yalnız bizim gibi kısa bir süre kalmayın. Mutlaka şelalenin kenarındaki kaleye uğrayın. Üzerinden geçen köprüde yürüyüş yapın. Kısacası bir kaç saatinizi ayırın Avrupa’nın en büyük şelalesine!

 

Fotoğrafların devamını görmek için tıklayın.

 

24.08.2012 tarihinde yazıldı.

Bu yazı 1.525 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

1 yorum

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*