Doktor gelinimize yakışır süpriz

 

 

Haftasonu tıpçı arkadaş grubumuzda ilk doktorumuzu gelin verdik. Gelin tıpçı olunca ona yakışır bir süpriz hazırlanmalıydı.

 

Bir kaç ay önce başladı süpriz hediye telaşı. Günler yaklaştıkça birbirimize girmeye başladık:) Günlerce internet üzeri yapılan planlar, o planları okumayan bir kaç kişi. Ben de okumayan mübareklerden biri olarak grubu iyice sinir ettik:)

 

Kına gecesi sonrası sabaha kadar yapılan süpriz plan son kavgalarla sona erdi 🙂 Elbette kavga dediğimiz şeker kavgalar.

 

Düğün öncesiyle başlayalım yazıya.

 

 

Düğünden bir kaç gün önce yaptığım anı defteriyle birlikte heyecanlanmaya başladım. Çok sevdiğim arkadaşım bir yuva kuruyordu.

 

 

 

Düğünden bir gün önce evde 15 kişi kalınca uyumakta mümkün olmadı tabi:) Sabaha kadar muhabbet eden haylaz grupla uykusuz kalmayı başardık. Bir iki saat uykunun ardından güne gelini hazırlayarak başladık. Çok güzel olmuştu gelinimiz.

 

Fotoğraf çekimleri için gelin ve damadımızla Ludwigsburg sarayına gittim. İlginç bir olay oldu. Sarayda bizimle bulunan görevli geldiğimizde ‘fotoğrafçı nerede’ diye sordu:) Tipimi beğenmedi sanırım:) Daha sonradan memnun kalmışki gelinimize ‘arkadaşınız çok güzel kareler yakalıyor’demiş.  Çok eğlendik çekimleri yaparken. Anladımki en güzel çekimler on kişilik grupla gidildiğinde değilde sadece üç kişi olunca güzel oluyormuş. Çekimlerden bir kaç kare;


   

 

   

 


Gelinler evlenirken arkalarındaki bekar arkadaşlarını unutmamak için ayakkabılarının altına bekar kız arkadaşlarının isimlerini yazarlar. Silinen isimler evlenecektir diye batıl bir inanç vardır:) Gelinimiz en büyük iyiliği Aysun ve Derya’ya yaptı:)

 

 

İlk süpriz Sultan ve Rukiye’nin ayarladığı güvercinlerle başladı. Yola çıkmadan önce çiftimiz güvercin uçurdu.

 

 

Bir saatlik bir yolculuk sonunda salona vardık. Gelinimizi bir süpriz daha bekliyordu. Giriş kapısında onu bekleyen,üzerinde nasihatler yazan balonlar. Amacımız onlar salona girerken nasihatleri okutup balonları uçurtmaktı ama malesef rüzgardan balonlar uçmadı. Biraz havalandıktan sonra tekrar indiler. En azından nasihatlerimiz okunmuştu:)

 

 

 

Düğün için dolu dolu bir program hazırlanmıştı. Sahne alan konuklar Abdurrahman Önül ve LebiDerya grubuydu. LebiDerya’nın ilk konserine doğumgünümde gitmiştim. Aysun’un daveti üzerine. Çok ama çok özel bir gündü. Doğu ve batı müziğini birleştiren grup ikimizi de çok etkilemişti. Zaten kanunun olduğu yerde ben bitiyorum. LebiDerya’yı bu kadar çok sevince ikinci konserlerini de kaçırmadık. Onları üçüncü kez dinlemek düğünde nasip oldu. Bu düğün onlar için de özel oldu. Sahne aldıkları ilk düğünmüş. Grup muhteşemdi ama malesef çok konuğu olan düğünlerde kaynayıp gitme tehlikesi oluyor:( En sessiz anda arkadan gelen çatal kaşık sesi, müzik esnasında salonun gürültüsü bazen enstrümanların sesini arka planda bırakıyordu. Biz grubu tanıdığımız için bir kez daha hayran kaldık.

 

 

 

Saat 21.30 olmuş büyük süprizin vakti gelmişti. Aysun mikrofonu eline aldığı gibi gelin ve damadımızı öne davet etti. Kesmeleri için bir pasta geldi.

 

 

 

Rukiye pastanın fıgürünün başını örtmüştü. Çok komikti:)

 

Gelen pastada bir tuhaflık vardı. Gelinimiz pastayı kesmeye çalıştı ama kesemedi.

 

 

Çünkü pasta aslında gerçek bir pasta değildi:) Alçıdan yapılmış bir pastaydı. Amacımız gelin ve damadımızı biraz uğraştırmaktı.

Doktor gelinimizin yakından tanıdığı bir sınavla süprize devam edildi. İki soru soruldu çiftimize. İkisi de tıpla ilgiliydi. Damadımız tıpçı olmamasına rağmen doğru cevabı vermişti;)

 

 

Cevaplar verildikten sonra pasta kesmeye devam edildi. Kesmeleri için önlerine sunulan aletlerden birisini tercih etmelerini istedik.

 

 

 

Uyanık çiftimiz çekici tercih etti. Sadece alet seçmekle bitmiyordu. Ameliyata hazırlanır gibi ellerine eldiven geçirmeli ağızlarını kapatmalılardı.

 

 

Hazırlıklar tamamlanmıştı. Artık operasyona başlanabilirdi.

 

 

Pastanın içinden ilk önce bir sürü sahte altın çıktı. Acaba içinde ne vardı?

 

 

 

İki pastadan da birbirlerinin fotoğrafları çıktı. Her ikisi de hazinelerini bulmuştu.

 

Pasta faslı bittikten sonra diğer süprize geçildi. Damadımız ve gelinimizin görev listesi. Aysel’in hazırladığı listede damat için upuzuuuuun bir liste vardı. ‘Fayansları sil, yerleri süpür vs.’ tarzında. Gelin için ise sadece şu yazıyordu ‘canın istediğinde arada sırada yemek yap’ 🙂 Salonu güldürdü bu liste.

 

 

Bir diğer süprizimiz ise bir yemek kitabı oldu. Hepimiz en sevdiğimiz tariflerimizi yazıp altına nasihatlerimizi yazdık.(balonların üzerine yazdığımız nasihetleri) Gelinimizin ilk yemek kitabı arkadaşlarının tariflerinden oluşmuş oldu.

 

Birbirine yakışan güzel çiftimizin evliliklerinin hayırlı olmasını diliyoruz…

Seni çok seviyorum kalbi güzel, yüzü güzel Sümeyra’m…

 

 

 

 

Bu yazı 3.749 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

9 yorum

  1. Birdakika hani benim yemek kitabim ;)) yüzsüz gelin demeyin ama benim elime gecmedi öyle birsey??? nasihtlerinizi okumak istiyorum, nasil birseydi kime verdiniz???

    O pastalarda en cok sevdigim seylerden biride gelinin basindaki örtüydü…

    Heyy ne güzeldi bu yaziyi okumak, ne güzel böyle dostlara sahip olmak… Sizleri Seviyorum mutlu günümü güzellestiren insanlar…

  2. Merhaba Betül Hanım,

    alanıyla ilgili sorular soruldu. İlk soruda bir röntgende görülemeyecek şeyler, ikinci soruda ise bir hastadan örnek vererek nasıl müdahale edeceği soruldu.

    Pastanın içinde pasta şeklinde alçı var. Dışına marzipan (badem ezmesi) kaplandı ama şeker hamuru da kullanılabilir.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*