World Media Akademi II.hafta

 

(Sınav dönemimden dolayı 10 gün gecikmiş bir yazıdır)

 

World Media Akademie’de bu hafta ikinci ders zili çaldı. Öğrenciler ders başlamadan on dakika önce yerlerini almış ve günün süpriz konuklarını bekliyorlardı. Gelecek olan konukların isimleri önceden biliniyor olsa da bir çok öğrenci kendilerini ilk defa yakından tanıma fırsatı bulacaktı. Haftanın hediyesi ise Avrupa Zaman köşeyazarı İsmail Kul’un ‘Misafirlik Bitince’ adlı kitabıydı.

 

Peyk Media Genel Müdürü Mustafa Altaş’ın konuşmasının ardından LPR Başkanı Prof. Dr. Wolfgang Theanert ilk derse başladı. Gazetecinin sorumluluklarından bahsederken bir gazetecinin kişinin özel hayatına ne kadar girebileceğine değindi. Esprili konuşmaları kendisini katılımcılara kısa sürede sevdirdi.

 

 

On beş dakika mola verildi. Katılımcılar çay ve kahve eşliğinde birbiriyle tanışma fırsatına kavuştu. Çokta kısa da olsa sıcak bir ortamda sıcak çaylar içildi.

 

 

İkinci ders Frankfurter Rundschau’dan gelen gazeteci Canan Topçu ile devam etti. Canan Hanım ‘göçmen kökenli gazeteci’ hakkında bilgi verdi. Alman medyasında yer alan Türk gazeteci ve televizyoncuları sıralaması Türkler’in bu kadar da Alman medyasından uzak olmadığının gösterdi. Dersin sonuna doğru çok sayıda soru soruldu. Süre bittiği için Canan Hanım hepsini cevaplayamadı ve esprili bir cümleyle sözünü bitirdi: Zaman’da zaman yetmedi.

 

 

İkinci dersin ardından tekrar mola verildi. Bu mola meyve molasıydı:) Meyvenin yanısıra ufak bir çiğköfte partisi yapan bir masa dahi vardı. O çiğköfteler oraya nasıl geldi anlamadım:)

 

 

Üçüncü derse Bugün Gazetesi Ankara temsilcisi ve köşeyazarı Adem Yavuz Arslan devam etti. Öğrencileri selamladıktan sonra sorduğu ilk soru ‘benim kim olduğumu biliyor musunuz’ oldu. Bu soruyu sormasındaki amaç gelen katılımcıların araştırmacı ruhlarını tespit etmek istemesiydi. Ki konu ‘araştırmacı gazeteci’ydi. Pür dikkat dinledi öğrenciler kendisini. Her alanda muhabirlik yapmış olan Arslan “Gezinen kurt aç kalmaz” diyerek gazetecinin niteliklerinden de bahsetti.  Kurduğu cümleler adakeminin facebook grubunu süsleyen cümleler oldu. Ağzından çıkan her cümle not edilmişti sanki. Faydalı bilgiler verdi. Tecrübelerinden bahsetti.

 

 

Son molada çay muhabbeti koyuydu. Derse girmek bir çok katılımcı için zor oldu. O kadar olacaktı. Kim bilir bir daha bu kadar güzel insan birbirini nerede bulacaktı.

 

Son dersin konuşmacısı Star Gazetesi köşeyazarı Dr.Cemil Ertem’di. Cemil Bey’in o gün doğumgünüydü. Ufak bir süpriz hazırladık. Beklemediği için çok şaşırdı. Türkiye’den gelen her konuşmacı da yaptığımız gibi Cemil Bey’de de bir özgeçmiş sunumu hazırladık. Ders normal bir şekilde sunumla başladı. Sunumun sonunda ‘Cemil Bey’e ufak bir süprizimiz var’deyince şaşkınlığını gizleyemedi. Bir an dönüp sunuma baktı. Çalan doğumgünü şarkısı ile birlikte Hilal Hanım elindeki pastayla içeriye girdi. Çok mutlu oldu. Hediyesini takdim ettikten sonra pastayı daha sonra kesmek üzere dışarı çıkarttık. (Pastanın hikayesi için tıklayın)

 

 

Cemil Bey iktisatçı olduğu için ekonomiye değindi. Herhangi bir alanda uzmanlaşmadan yapılan gazeteciliğin kişi için bir “iş”, bir uzmanlık alanıyla yürütülenin ise bir “meslek” olarak nitelendirilebileceğine işaret etti. Bunun yanısıra ekonomi-politik alanında bilgi sahibi olmanın bir gazeteciye bu dönüşümleri doğru kavrama ve yorumlama yeteneği kazandıracağına işaret etti. Artık bu çağa hitaben yorumcu ve tarafı belli fakat aynı zamanda objektif olan gazetecilik ve yorum-haber sunan gazetecinin öne çıktığını belirten Ertem’den öğrenciler memnun kaldı. Cemil Bey’de öğrencilerden memnun kaldı. Ders sonrası ‘son ders olmasına rağmen çocuklar çok dikkatli dinlediler. Ben ilk defa bu kadar dikkatli dinleyen bir grupla karşılaştım’ dedi.

 

Dersler bittikten sonra Cemil Bey pastasını kesti. Kalan öğrencilerle pastayı yedik. Çok küçük bir pasta olmasına rağmen çok sayıda öğrenci tadına bakabildi. Bu haftanın da sonuna gelinmişti.

 

Bu yazı 229 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

1 yorum

  1. Efendim, firin önünde kuyruga girip de citir ekmek bekleyen insanciklar gibi okurlariniz da yukarida pasta hikayesi icin sözü gecen linkin aktif olmasini sabirsizlikla bekliyorlarmis… Sayin yazara iletiniz :-)))

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*