Baş ağrısına çözüm

Bugün herkesin sağlık sorunu yaşadığı bir dünyada yaşıyoruz. Gelişen teknoloji ile birlikte hastalıklarda kendini her yerde göstermeye başladı. Bedeni hastalıkların yanısıra ruhsal hastalıklar da az değil. Bir psikologtan randevu alabilmek için altı ay bekleyenler var. Ne zaman doktora gitsek en az bir saat sıra bekliyoruz. Birisi ‘ah başım’ derken diğeri ‘ah sırtım’ diyebiliyor. Birçoğumuz inandırmışız kendimizi. ‘Bu hastalık benimle ölene kadar gelir’ demiş ve hayatı hastalıklarımıza rağmen yaşamayı öğrenmiş ve çözümler üretmeye başlamışız.

 

Ben de bir çok kişi gibi ‘ah başım’ diyenlerdenim. Yaklaşık on beş yıldır baş ağrıma karşı mücadele ediyorum. Yıllarca o doktor senin bu doktor benim gezmeme rağmen herhangi bir sonuca varılamadı. Verilen tek cevap: STRES.

 

Bana bu stres kelimesi biraz kaçış gibi geliyor. Verilebilecek bir cevap olmadığında sanki herşey strese bağlanıyor. Sorun stresse bunu kabulleniyor daha fazla çözüm yolu aramıyoruz. Bugün stressiz bir hayat yaşamak imkansız. Sokağa çıktığımız gibi stresin içinde buluyoruz kendimi. İlle de sokağa mı çıkmalı? Evlerimizde de stressiz yaşayamaz olduk. Hızlı ve yoğun ilerleyen hayat hepimize etki etti. Hem bedensel hem ruhsal.

 

Kendi kendimizin doktoru olmaya başladık. Çocukluğumdan beri sevmedim doktora gitmeyi. Doktorları sevmezken en yakın arkadaşlarım doktor oldular:) Sanırım doktora gitmeyi sevmememin nedeni ilginç cevaplar vermiyor olmalarıydı:) Birisi baş ağrıma sinüzit derken diğeri stres, öteki hormonlarla ilgili olabilir çocuğun olunca geçer, bir diğeri de çok fazla bilgisayar kullanmandan dolayı olabilir diyordu. Hatta çocukken gözlük bile vermişlerdi. Herkes bir şey diyordu ama kimse tatmin etmiyordu beni. Çocukken çözüm üretmek zor oluyor. Genelde rahatsızlıklarından kurtulmak istiyor insan. Büyüdükçe daha çok kabulleniyoruz bazı durumları. Ben de baş ağrımı kabullenenlerden oldum. Farkettimki başım çok yorulduğumda, üzüldüğümde, soğukta, birşeyi çok düşündüğümde ve sıkıntım olduğunda ağrıyormuş. On beş yılda edindiğim tecrübeleri paylaşmak istedim. Belki baş ağrısı olanların işine yarayabilir;)

 

–          Çocukken ne yapacağını bilmiyor insan. Annemin koca karı formulü vardı:) Başıma patates bağlıyordu. İnanılması güç ama ağrım geçiyordu. İnanıyordum geçeceğine. Şimdi inanmıyorum ve bağlasam da geçmiyor. Demekki başta geçecegine İNANMAK gerekiyor;)

 

–          Saç köklerim ıslak olduğunda ve soğuk havaya çıktığımda anında baş ağrım başlıyordu. ISLAK SAÇLA DIŞARI ÇIKMAMAK çok işime yaradı.

 

–          Günlerce dışarda kalmak, ordan oraya koşturmak ciddi manada yoruyor insanı. Omuzlarda müthiş bir ağırlık oluyor. Bunun sonu ise başağrısı. Omuzlarınızı oynattığınızda kıtırdamaları duyuyorsunuz. Bundan kurtulmanın iki yolu var. 1.Bir bilene OMUZLARA MASAJ YAPTIRMAK, 2.BANYO YAPMAK. (Omuzlarla birlikte başa da masaj yaptırmak işe yarıyor)

 

–          Kaslar sıcağı seviyor. En azından benim kaslarım:) Başım ağrıdığında boyunlu elektrik battaniyesini bağladığımda ağrının gittikçe azaldığını hissediyorum. Yani KASLARI ISITMAK. (Kırmızı lambalar da satılıyor. Onu da kullanıyorum. Isıtıyor kasları. Ne kadar sağlıklı bilmiyorum)

 

–          Ağrı daha başlarken İLAÇ ALMAK. Şiddetli ağrıdığında işe yaramıyor. Kimileri ilaç kullanmıyorlar. Vücudunu alıştırmamak için. Benim ağrılarımı ilaçsız dindirmek mümkün olmadığından mecbur alıyorum.

 

–          Uzun süre AÇ KALMAMAK. Pek kahvaltı alışkanlığımın olmamasının yanında bir dönem günlük ilk yemeğimi saat 16’da yiyordum vakit bulamadığımdan. O saate kadar aç kalınca ağrıya da ‘merhaba’ demek zorunda kalıyordum.

 

–          SAÇLARI SIKI BAĞLAMAMAK. Sıkı bağlayınca saç köklerinde ağrı başlıyor.

 

–          Güneş çok da güzel olsa uzun süre güneşte kalmak insana zarar verebiliyor. Ne zaman güneşi görsem gölgeye kaçanlardanım. Her zaman GÜNEŞTE KALMAMAYI tercih ediyorum.

 

–          Tek çözüm bulamadığım nokta üzüntülü ve sıkıntılı olduğum anlar. Çevremden ‘takma çok fazla’ sözünü işitsem de sanırım bunu ayarlamak insanın pek elinde olmuyor. Sözde ‘takmıyorum’ deseniz de içten içe üzüntünüz kendini dışarıya ağrı olarak yansıtabiliyor. Belki bir on beş yıl sonra da ona çözüm bulurum:)

 

 

Başağrısı önemli bir rahatsızlıktır. Sadece yukarda yazdıklarımla yetinmemeli bir çözüm bulana kadar doktor doktor gezmeli;) Beni bağlamadıkları alet kalmadı. Sanırım sadece tomografiye girmedim, ona da doktorum izin vermedi. Sonuç olarak şimdilik tehlikeli bir durum çıkmadığından kendi kendimi bu şekilde tedavi ediyorum.

Bu yazı 742 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*