QR Code Business Card

bir ülkede yabanci olmak

Bugün üniversitede bir derste Georg Simmel’in ‘yabancı’ isimli incelemesini sunduk. Sunumu yaparken kendi hayatımdan verdiğim bir örnek sunumu dikkatli dinlemeyen öğrencilerin dikkatini çekti. Bir anda otuz küsür öğrenci gözlerimin içine bakmaya başladı. Anlattığım konuda Simmel kişilerin toplumda bir biçime sokulduğuna ve ortak yönlerden öte ortak olmayan yönlere dikkat edildiğini vurguluyordu. Buna göre bireyin toplumda aldığı yerin belirlendiğini söyleyen Simmel’in konusuna verdiğim örnek şöyleydi:

-          Toplumda çoğu zaman almanca bilmeyen bir kadın olarak algılanıyorum. Dış görüntümden türk olduğum belli olduğu için almanca bilmediğim düşünülüyor. Örneğin bir doktora gittiğimde bana ilk olarak ‘almanca anlıyor musunuz’ veya ‘almanca konuşabiliyor musunuz’ diye sorulabiliyor. Her ne kadar burda doğmuş, burada üniversite okuyor ve ileride burada pedagog olarak çalışacak olsam da. Bu şekilde birey kişi olarak görülmektedir.

Konumu bitirdikten sonra:

-          sorunuz var mı?

Bir öğrenci:

-          evet var ama kişisel bir soru. Peki sen bu durumu daha çok olumlu mu görüyorsun olumsuz mu?

-          Olumsuz görüyorum

-          Ama belki kibarlığından soruyor. Bir çok başörtülü türk bayanı almanca bilmediğinden olabilir.

-          Eğer ben o doktora yalnız gitmişsem almanca biliyor olduğumdan gitmişimdir. Eğer annemle gitmiş olsam o an anneme böyle bir soru sorması daha normal olabilir. Çünkü yanında bir kişi daha getirmiştir. Ki annem daha almanca konuşmaya çalışır.

Bunun üzerine bir kişi daha soruyor:

-          Kendini iki kültür arasında giyiminden dolayı nasıl hissediyorsun?

-          Çok rahat hissediyorum. Bugüne kadar başörtümden dolayı kimseden laf işitmedim ama beni rahatsız eden başörtülü olduğum için almanca bilmiyor olduğumu düşünmeleri. Çok sayıda arkadaşım var bugün hukuk, öğretmenlik dalları gibi bölümler okuyan ve örtülü olan. Bir kadın başörtülüyse o bunun almanca bilmediğini ve üniversite okuyamayacağını göstermez ki.

-          Başörtüsü bize yabancı olduğundan öyle düşünüyoruz. Peki ileride iş için başörtünü çıkartmak zorunda olmak senin için ne kadar büyük bir sorun olur?

-          Ben başörtümle Pedagog olarak çalışabileceğime inanıyorum.

-          Peki olmadığı takdirde.

-          Bu durumu düşünmüyorum bile.

Sonra hoca giriyor konuya ve farklı bakış açısıyla konuyu anlatmaya devam ediyor.

Bir önceki gün…

Ders ‘Hayat boyu eğitim’ ve Medya eğitimi’, konu ‘okul sonrası eğitime katılım’ ve ‘öğrenmeyi engelleyen etkenler’. Sunumu hazırlayan arkadaşlar şehirde vatandaşlarla röportaj yapıp kamerayla çekim yapıyorlar. Farklı farklı kişilere uzatıyorlar mikrofonu. Aralarında yaşlı almanlar, üniversite okuyan gençler, lise okuyan almanlar ve bir türk, orta yaşlarda almanlar ve en son olarak yanında başörtülü bir bayan olan müslüman bir erkek.

Hepsinden farklı farklı cevaplar alıyorlar. Okul sonrası eğitim şuan Almanya’da çok önemli bir yere sahip. Türkiye’de halk eğitim merkezleri dediğimiz kurumlar bu işi geniş çapta üstlenmiş durumda. İnsanların eğitim seviyelerine göre okul sonrası eğitimin önemi hakkında cevap alıyorlar. En son mikrofonu uzattıkları müslüman ve yanında başörtülü bir bayan olan beye soruyu sorduktan sonra ‘hı’ diye bir cevap alıyorlar orada video sona eriyor. Tabi genel çapta insanların aklına gelen ilk ‘dil sorunu olduğundan soruyu anlayamadı’. Büyük ihtimalle soruyu ikinci kez sorduklarını ve beyfendiden bir cevap aldıklarını düşünüyorum. Ama bu bölüm videoya eklenmemiş.

Ardından öğrenimi engelleyen etkenler konuşuluyor ve bir çok öğrenci yabancıların almanca sorunlarından dolayı kendilerini geliştirmediklerini, bu eğitim merkezlerindeki kurslara katılmadıklarını söylüyorlar.

Bir süre konu tartışılıyor ve ders bitiyor.

İki günde yaşadığım iki örnek. Aslında sık sık yaşıyorum bunları. Konumuz ne zaman göçmenlere gelse her türlü sorunun ana kaynağı dil problemi olarak gösteriliyor. Göçmenlerin kendini geliştirmekten uzak durdukları ve nedeninin dil sorunu olduğuna defalarca değinilebiliyor.

Şimdi sorun nerede?

Bir tarafta örtülü gördüğü bayana direk almanca bilmiyor düşüncesiyle yaklaşan bir birey, diğer yanda anadili kadar güzel almanca konuşabilen örtülü bir müslüman bayan. Bir yanda okul sonrası kendini geliştirme kurslarından uzak duran biz türkler, diğer yanda bunun nedenini dil sorunumuz olduğuna bağlayan pedagog adayları. Ne ‘düşüncelerinde haksızlar’diyebiliyorsunuz ne de ‘haklılar’.

Acaba biz mi kendimizi tanıtamıyoruz yoksa birileri mi bizi tanımak istemiyor?

Biz bu ülkede yaşıyorsak eğitim noktasında her geçen gün kendimizi geliştirmeliyiz. Bir ev hanımı da İngilizce kursuna gidebilmeli. Yeteneğini keşfetmeli, alanında ilerleyebilmek için bu okullardan sertifikalar toplayabilmeli. ‘Ben zaten almanca öğrenemem’deyip evimize çekilir, sadece kendi türk çevremizle irtibat kurarsak diğer toplumlara kendimizi tanıtmamız çok daha zor olacaktır.

Evet zor olacaktır, çünkü zordur bir ülkede yabancı olmak..

Bu yazı 195 defa okunmuştur.


Yazar : Betül Özdemir

Mainz Üniversitesi'nde Eğitim Bilimi (Medya Pedagojisi-Yetişkin Pedagojisi) ve Türkoloji mezunu, Zaman Gazetesi (Almanya) muhabiri, kimi zaman pastacı, kimi zaman fotoğrafçı.. Evlendiği günden bu yana yeni soyismi Özdemir..

Bir ülkede „yabancı“ olmak… Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

Kısaca…
2009'dan beri blogcu * 2010-2012 Mainz Üniversitesi Tom-Buddy * 2011-2012 Halk Eğitim Merkezi Türkçe Öğretmenliği * 2011 Medya pedagojisi ve İletişim Enstitüsü (Institut für Medienpädagogik und Kommunikation) stajyeri * 2012 Medya ve Eğitim Enstitüsü (medien+bildung.com) stajyeri * 2011'den beri Zaman Gazetesi (Avrupa) muhabiri * 2012 Mainz Üniversitesi Eğitim Bilimi (Medya Pedagojisi- Yetişkin Pedagojisi) ve Türkoloji mezunu * 2012'den beri Erdal Özdemir'in eşi ************************************* Boş vakitlerini mutfakta üreterek, dağda, bayırda fotoğraf çekerek geçiren betulcelik.com'un blog sloganı: Paylaşmak güzeldir!
İrtibat
0176 249 25 214 / info@betulcelik.com
Çevrimiçi Olanlar
  • 0 Üye.
  • 4 Misafir.
Blogumda 393 yazı ve 563 yorum bulunmaktadır.