Fark edemediklerimizi fark ederek yaşamak!

Penner

 

Arkadaşımla bineceğimiz trene geç kalınca hızla trene bindik ve trendeki bilet otomatiğinden bilet almaya karar verdik.

Bir kaç kere içine attığımız 20 Euro’yu almadığını görünce otomatiğin hemen yanında koltuklara biraz yayılarak oturmuş, elinde bira şişesiyle pek ayık görünmeyen, penner (serseri) diye tabir ettiğimiz bir kişiye bozuğu var mı diye sorduk. Hemen cüzdanına baktı ve sadece 19 Euro’su olduğunu söyledi. Ve ekledi ‚alet 20 Euro almıyor, 10 veya 5’lik atabilirsiniz en fazla. Diğerlerine sorun belki vardır’. Arkadaş telaşlı bir şekilde cüzdanına tekrar bakınca bozuk para buldu. Hemen kağıt parayı attık, tam bozuk parayı atacağımız sırada bozuk para atılan yerin içine sakız yapıştırdıklarını gördük. ‚ooo naayn’ tepkimden sonra adam kafasını kaldırdı ve ne olduğunu sordu. Sakız yapıştırıldığını söyledik, cebinden bir bıçak çıkartıp temizledi içini. O temizlerken ‚gençler işte’ diye mırıldandım ‚her zaman da gençler değil’ dedi. Biletimizi atıp teşekkür edip ayrıldık ordan.

 

Biz böyle insanları ‚penner’ (serseri) diye tanıdık burada. İşi gücü olmayan, orda burda yatan, elinden bira şişesi düşmeyen, bütün gününü istasyonun önünde arkadaşlarıyla muhabbet ederek geçiren yarı ayık insanlar. Peki neydi bu sefer farklı olan?

 

İlk defa böyle bir insana ‚penner’ tanımıyla değilde ‚yardımsever’ yönüyle bakabildim. Belki de çok kolay değildir bu tip hayatından bezmiş insanlara baktığımızda hemen kalplerindeki iyilik duygularını düşünmek. Belki bazen hiç aklımızdan bile geçirmeyiz yardım edeceklerini.

 

Bu noktada unuttuğumuz bir şey var. Farklı yaşam şekillerimizde olsa hepimizin ‘insan’ olarak yaratılmış, kalplerimize duyguların yerleştirilmiş olması. Her insanın farklı bir yaşam şekli vardır. Çatısı olan evlerinde yatanların yanında sokaklarda yatanlar da var. Türkiye’deki sokak çocuklarından bahsetmiyorum . Almanya’nın ‚penner’ diye tabir ettiği insanlar. Bir çoğunun geçmişi çok ilginç. Örneğin sürekli sokaklarda gördüğüm bir adamın babamla aynı dönemde güreş yaptığını ve o zamanlar meşhur ve zengin olduğunu bilirim. Bugün ise bira şişeleri yanında sokakları kendisine ev edinmiş.

 

Bu insanların da duyguları var. Çoğu zaman toplum kurallarına uymuyor, bulundukları ortamda rahatsızlık veriyor olsalar da bir kalp taşıyorlar.

 

Ne güzel de söylemiş Bediüzzaman Hazretleri:

 

‚Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır! ‚

 

Güzel görüp, çevremizdeki insanlar hakkında güzel düşünebilme dileğiyle…

Bu yazı 151 defa okunmuştur.

Betül Özdemir hakkında 341 makale
Pedagog, blogcu, anne, köşeyazarı..

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*